Mevlüt Sarı: Herkes Aynı…

Ocak 30, 2010

Mevlüt Sarı

Maçı analiz etmek istiyordum aslında ancak, Mustafa Denizli Tabata ve Nihat‘ı oyundan alıp, Holosko ve Necip‘i sürene kadar analize değer bir oyun ortaya konmadığından beyaz leblebisi çok daha yoğun karışık çerez tabağındaki biraz karıştırınca çıkan 3-5 fındık tanesi ile idare ederek yüzümüzü Kongre’ye çevirelim…

Tabata adındaki 10,5 numarayı Beşiktaş formasıyla sanıyorum 4. defadır canlı izliyorum ve ben mi göremiyorum bilemiyorum fakat, bu dört maçta toplam 4 defa çalım atarak adam eksiltip, arkadaşlarını pozisyona soktuğuna şahit olmadım. Bu eylemi geçtim, buna yönelik pozisyon alması, çabalaması da yok. Bu kadar kötü ve silik futbol oynayan Tello bile bu adamdan daha iyi görünüyorsa sahada, Fink gibi düz bir adam bile adam geçip öldürücü paslar atıyorken, bu arkadaş yerden kalkmıyorsa, daha fazla bir şeyler söylemeye gerek yok aslında.

Nihat desek aynı terane, “Sezon başı kampına katılmadım” bahanesine sığınma gayretindeydi, devre arası kampını geçirdi de ne değişti? Hamam da aynı, tas da, tellak olan Nihat da aynı…

Mustafa Denizli şu maçtan sonra daha diri bir orta saha ve daha çok isteyen hücum hattını elde ettiği Nihatsız, Tabatasız buna mukabil Necipli, Holoskolu bir takımın farkına varmıştır umarız. Holosko o bildiğimiz sağ kanat bindirmelerini hafiften yapmaya başlamış durumda ve 2-3 hafta sonra Holosko kendisini iyiden iyiye ilk 11′e sokacaktır.

Maçın kırılma noktası olan penaltı pozisyonu için ise zerre yorum yapamayacağım zira, pozisyonun tam tersi noktada olduğumuzdan pozisyonu göremedim fakat, televizyonda izleyen arkadaşlar kararın çok ağır olduğunu belirtiyorlar.

Onun dışında çok anlatılacak bir şey yok maç ile alakalı ancak, Antalyaspor Taraftarı’na da bir çift lafım var. Antalyaspor yönetimi sezon başında açık tribün kombinesini 175 lira, kale arkalarını ise 60 lira olarak belirledi. Türkiye Kupası maçları ile beraber yaklaşık 20 maç oynuyor bu takım içeride. Neredeyse sembolik bir bedel biçilen kombinelere nedense rağbet etmeyen adamlar, bilet dağıtılmayıp, kapılar açılmayınca “Yönetim Uyuma, Taraftarın Dışarda” ve “Yönetim İstifa” tezahüratlarını kendilerine hak görüyorlar. Yönetim bilet dağıtsın, deplasmana otobüs sağlasın sizin cebinizden 5 kuruş çıkmasın, sadece bağırmayı destek vermek zannedin ama parasızlıktan kulüp kaliteli kadro kuramayınca da şikayet edin. Kusura bakmayın ama sizinki taraftarlık falan değil.

Maç bitti, yokuş aşağı salındı artık kamyon, son durak Kongre. Demirören’in listesindeki Serdal Adalı “Dünyaca ünlü 2 yıldız sözü” vermiş. Yazan kişi Fanatik’in güvenilir(!) muhabirlerinden Orhan Yıldırım olunca insan tereddüt ediyor haliyle ancak, manzaraya ve zihniyete bakınca tereddüt bulutları biraz olsun kalkıyor.

Ne diyordu Demirören? “Hatalardan ders aldık” ne kadar güzel alınmış, değil mi? Beşiktaş, devre arasında Delgado için 1 kişinin sözleşmesini feshederse sezon sonu 10, yarım sezonluk kiralık verirse bir yabancıyı sezon sonu 11 yabancısı olacak futbol takımında. En iyimser şekilde, sezon sonu 1 yabancı için en az 3 yabancı ile yolların ayrılması şart. Bu sezon Zapo ve Gordon bedava gittiği gibi, maaşlarının bir kısmı da Beşiktaş tarafından karşılanıyor. Aynı şekilde mi gönderilecek bu adamlar? Bu şartlar bu kadar ortadayken, “2 Dünya Yıldızı” demek, Demirören’e yeni borçlanmalar hatta Demirören’in de yetersiz kalıp, Adalı’ya borçlanmalar döneminin başlayacağının işaretidir. Gelirler temlik altında, geliriniz giderinizi karşılamıyor ancak popülistçe “2 Dünya Yıldızı” sözü verebiliyorsunuz. Beşiktaş taraftarı “Dünya Yıldızı” istemez mi? Elbette ister ancak Demirören’in marifeti olan şu andaki mali durumla bunun imkansız olduğunu da bilir. Karşınızda 90′lı yılların taraftar profili yok! Endüstrileşen futbolu, futbol ekonomisini, kulüplerin mali yapılarını, kulüplerin değerlerini iyi biliyor herkes. Ha, sayın Adalı bu 2 yıldızı cebinden para vererek getirip, bu oyuncuları “hibe” edecekse zerre lafım yok ancak, kendi hataları sebebiyle kulübü borç batağına sürükleyip, sonra da kulübü kendisine borçlandırıp “Faizden kurtardım” diyerek sahte kahramanlık gösterileri içinde “O parayı alacağım, onlar çocuklarımın parası!” diyenleri de görüyoruz, biliyoruz.

Vel hasıl, herkes kendi düşüncesi ve zihniyetini aynen muhafaza ediyor. Kimsede en ufak gelişim veya değişim yok. Denizli de aynı, Tabata da, Nihat da, Antalyaspor Taraftarı da, Yıldırım Demirören ve ekibinin de…

Yorumlar

Söyleyecek bir çift lafım var