Gökmen Akyıldız: Davids vakası. Transfer mi, şaka mı?
Ağustos 3, 2008
“%99 Davids ile anlaştık” dediğinde içimden “hadi len” demedim dersem yalan olur. İlk sersemliği üzerimden atınca “acaba gelir mi lan?” diye sordum kendime. Daha sonra “Yok be abi 35′miş, gelebilir” ilerleyen günlerde haberlerdeki Serhan Gürkan açıklamalarını gördükçe, dinledikçe, okudukça “Tamam lan oldu iş! Store açılsa da Davids formamı alsam” diye düşündüm.
Aytekin Akay’la Trabzonspor’u masaya yatırdık!
Temmuz 19, 2008
Aytekin Akay bir Trabzonlu ve haliyle – olması gerektiği gibi - bir Trabzonsporlu. Hem şehrini hem de takımını yakından takip ediyor. Şehri için şehrini anlatan bir kültür sanat dergisi çıkartırken, takımı için doğruları göstermeye çalıştığı futbol yazıları kaleme alıyor. Bu yazılar her biri karışı zaptedilmiş gazetelerde değil ama internette pek çok kaliteli spor sitesinde yayınlanıyor. Trabzonspor’u iyi tanıdığını bilen okurları da onu nerede olsa takip ediyor. Akay’ı zaman zaman Berezilya.com’da da okuma fırsatını bulduk, daha da bulacağız… Aytekin Akay’a en iyi bildiği konuyu Trabzonspor’u sorduk.
Trabzonspor’a gönül vermiş biri olarak Trabzon’daki son yönetimsel gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? İyi niyetli, pozitif enerjili bir başkanınız var. Ama genelde futbolumuzun bertaraf edemediğimiz çirkin tarafları iyi niyetlere, doğrulara üstün geliyor. Vestel örneğinde olduğu gibi pes ediyorlar ya da düzenin parçası oluyorlar zamanla…
Sadri Şener başkanlığındaki yönetim, hiçbir dönemde görülmeyen bir transfer atağı ile kendini gösteriyor. Yani, Trabzonspor tarihinde aynı sezonda bu kadar transfer yok. Ancak bu sezonun farkı var. Trabzonspor, uzun senelerdir zirveye oynayamadığı gibi artık ilk dörde de oynayamıyor. Bu sıradanlık habercisi. Onun için, Sadri Şener yönetiminin seçilme şartlarına bakmak lazım. Kurum, sahada kaybediyor. Asıl işi futbol olan Trabzonspor sahada kaybettikçe, bu durum itibar kaybına da neden oluyor. Bir bakıma saha üzerinden gelecek sonuçlarla o eski itibara ulaşılmak isteniyor. Yine de sadece 20 oyuncu almakla iş bitmiyor. Bunu görmek lazım. Hatta, Trabzonspor en az üç sene sonrasını planlayabilse, bu bile kurum adına atılmış çağdaş bir adım olurdu. Yönetimler bunu yapamıyor. Atay Aktuğ döneminde gelecek adına planlama vardı. O yapıda saha sonuçlarının krubanı oldu.
Transferler konusunda doğru yok izlendi mi size göre? Bu kadar çok transfer yerinde bir hamle mi?
Bazı oyuncuları izlemeden doğrudur, yanlıştır denemez. Bir de takımı görmek lazım. Bu oyunculardan nasıl bir ekip ortaya çıkacak? Futbolda hep bir şeyi unutuyoruz; takım olmak. Yunanistan 2004’de takım olduğu için kazandı. Trabzonspor takım olabilecek mi? Soru bu, cevabı da ligin ilk yarısında belli olur. Ancak tek tek baktığımızda, Giray, Ceyhun, Egemen, Selçuk, Gökhan ortalama standartın üzerinde oyuncular. Song da geldi. Ben çok oyuncuya karşıyım. Yani, şimdi Giray, Song, Ceyhun, Tayfun, Egemen aynı bölgenin oyuncusu. Bunlardan ikisi oynayacak, diğer dördü ne olacak? Dört stoperi yedek kulübesine mi koyacaksın? Bu sezon yeni bir çekirdek kadro oluşturuluyor. Bundan dolayı alınan oyuncuları tamamına evet diyorum. Yine de, sol ve sağ kanatlara dikkat diyorum.
Trabzonspor taraftarının takım üstündeki etkisi için ne diyeceksiniz? Bizi bu etkinin olumsuz olduğunu düşündürecek olaylar yaşandı ve yaşanıyor çünkü. Ateşli olmanın ölçüsü kaçınca takım da yanıyor çünkü. Futbolcular açısından da bu kadar baskı motive edici olmasa gerek.
Dünyada en zor futbol oynanan yerler listesi yapılsa Trabzon ilk ona girer. Çünkü, ismin şampiyonluk vaadi anlamına geliyor. Trabzon insanı iddialı, başarıyı seviyor. Böyle insanları ikincilik, üçüncülük kesmiyor. Şehir zaten küçük. Oyuncu sokağa çıkınca, o baskıyı hissediyor. Trabzon insanının konuşacak ikinci şeyi de yirmi ikinci şeyi de Trabzonspor. Bir de Trabzon’da, Trabzonlu oyunculara önyargı var. Trabzonlu yanlış pas atınca yuhh yiyor, yabancı oyuncuya bir şey yok. Trabzonlu önce kendi evlatına en az yabancı oyuncu kadar hoşgörü gösterecek. Bir de biliyorsunuz, bu sezon tribünler sahaya yaklaştı. Artık tribündeki taraftar, oyuncunun dibinde. Ne olacak, hep beraber göreceğiz?
Eski Kayserisporlu Gökhan bir İstanbul takımını değil de Trabzonspor’u tercih etti. Trabzonspor bu konuda diğer büyüklerle yarışamıyordu uzun süredir. Bu Trabzonspor’un imajı ve vizyonuyla bağlantılı olarak yeni bir dönemin habercisi mi?
İmaj anlamında soruyorsanız evet. Bu transferin verdiği mesaj budur. Onun için Sivasspor ile Trabzonspor büyüklük açısından kıyaslanmaz. Geçmişte, ‘Ben İstanbul’un üç büyüğünün elinden oyuncu alırım’ diyen bir Trabzonspor vardı. Mehmet Ali Yılmaz zamanında böyle transferler çoktur. Bu transferin bir anlamı da budur. Paraysa para veririz, alırız. Bazı transferlere para da yetmez. Bir de oyuncu bakıyor ki, orada hedefi olan hoca, oyuncular var. Kulüp yapısı düzgün. Trabzonspor’dan Avrupa’ya açılma ihtimalim her zaman yüksek. Bunları da es geçmemek gerek.
Hocanıza güveniyor, Trabzonspor’u iyi yerlere getireceğine inanıyor musunuz?
Trabzonlu hocasına güveniyor. Büyük çoğunluk hocanın arkasında. İstediği oyuncuları da aldırdı. O halde gerisi ona kalıyor. Ersun Yanal ilk kez büyük bir kulüp çalıştıracak. Daha dikkatli olmalı. Gençlerbirliği, Manisa, Denizli hatta Milli takımdan bile farklı havası vardır Trabzonspor’un. Onun için takım kurgusu ve oyun şablonu çok çok önem arzediyor.
Genel olarak Trabzon halkı ne hissediyor Ersun Yanal hakkında? Başarısız sonuçlar alınan bir seri maçtan sonra Yanal’a karşı şiddetli bir kamuoyu oluşur mu ve bu sürece Trabzon kökenli hocaların, eski futbolcuların katkısı olur mu?
Ersun Yanal ismi güven anlamına geliyor. Şimdilik tabii. Kötü sonuçlardan sonra aykırı ses çok çıkar. Bu şehir, gol, galibiyet rekoru kırıldığı sezonda bile hem hocasını hem de yönetimini gönderdi. İkinciliği başarısızlık sayan bir kentte aleyhte kamuoyu hemen oluşur. Böyle bir durumda Trabzon kökenli hocaların katkısından çok, sonuç ne olur? Çünkü, bu tür kampanyalarda en fazla dışlanan Trabzon kökenli eski oyuncular ve hocalar. Onun için ilk önce kendileri Ersun Yanal’ın yanında olmalı. Ama bence her şey kötü giderse, en fazla zararı kurum görür.
Gökhan ve Umut ikilisinin birlikte oynatılmasını mı yoksa Umut’un yedek kalmasını mı tercih edersiniz? Umut şu ana kadar Trabzonspor’u taşıyacak bir santrfor izlenimi vermedi çünkü.
Umut-Gökhan çift forvet en akıllıcası. Umut aslında forvet arkası özellikleri olan bir oyuncu. Gökhan ise tipik on sekiz golcüsü. Bu ikiliyi çift forvet oynattığınızda kanatlarınız da iyi işlemeli. Bir tek Umut bu takımı taşıyamaz ama belki geçtiğimiz iki sezon yalnız kaldı diye kendini gösteremedi. Eğer Gökhan ile iyi anlaşırsa çok daha değişik bir Umut izleyebiliriz.
Ben Hasan Üçüncü’nün gönderilme kararını yanlış buluyorum. Defansif yönü ağır bassa da iki yönlü orta saha oyuncusu olarak hiç fena değil. Mücadeleye dayalı günün futbolunda her zaman yararlanılabilecek bir oyuncu. Siz Hasan ve gönderilen diğer oyuncular için ne düşünüyorsunuz?
Ben hem Hasancı hem de Hüseyinciyim. Hasan’ın gönderilmesine de karşıyım, Hüseyin’e yapılan eleştirilerin dozuna da. Hüseyin’i oyunu çok yönlü oynayamıyor, sonra kesiciliği kadar ileriye çıkışları, pasörlüğü yok. Ama yaptığı işleri göremeyecek kadar da gözlerimiz kör mü? Sonra Hasan Üçüncü, altyapıdan çıkan tipik Trabzon özellikleri taşıyan son oyuncu. Mücadele gücü yüksek, artı Hüseyin’den çok daha teknik ve kesiciliği de var. Çağdaş, Erdinç, Mustafa Keçeli, Musa Büyük gibi oyuncuların gitmesi doğru adımlardır.
Barış Nefesoğlu: “Fener’in Chelsa galibiyetine tabii ki üzüldüm!”
Nisan 7, 2008
Barış Nefesoğlu 1979 istanbul doğumlu. Kendini bildi bileli Galatasaraylı. Sarı-lacivert renklere sahip Işık Lisesi’nin 7 sene formasını giymiş olması bile bunu değiştirememiş. Şu an Yıldız Holding bünyesinde Hızlı Sistem mağazacılıkta ticari pazarlama yönetmeni olarak çalışıyor. Barış’la kendi hakkında ama dahna çok Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti hakkında konuştuk.
Chelsea taraftarı bir Türk: Burak İşyar
Mart 10, 2008
Taraftar röportajlarımızın bu kez İngiltere’den bir konuğu var. Burak İşyar Londra’da yaşamaya başladığından beri İngiliz futbolunun müptelası ve Chelsea tribünlerinin müdavimi olmuş bir Türk.
Aileden Fenerli bir sinema yönetmeni: Murat Şeker.
Mart 5, 2008
Artık Berezilya.com’da taraftarlarla yapılan keyifli söyleşiler okuyacaksınız. Yerli yabancı, büyük küçük ayrımı yapmadan her takımın taraftarı bu sayfalarda yer bulabilecek. Bazen ünlü biri, bazense tribündeki herhangi biri olacak bu taraftar. İlk konuğumuz şu sıralar sinemalarımızda gösterilen Plajda filminin yönetmeni Murat Şeker.








