Gökmen Akyıldız: Güne iyi başlamanın yolu

Ocak 30, 2009

Gökmen AkyıldızJaponkale

1. bilgisayarınızda yeni bir dosya açın
2. bu dosyanın ismini Serhan Gürkan koyun
3. onu çöp kutusuna gönderin
4. çöp kutusunu boşaltın
5. bilgisayarınız size gerçekten Serhan Gürkan’dan kurtulmak istiyor musunuz diye soracaktır.
6. evet’i tıklayın.
7. bir rahatlama olacaktır.

ertesi gün bu işlemi diğerleri için yapabilirsiniz

Güven biterse lider gider (Kocaelispor)

Aralık 24, 2008

 serhan gürkan

“Liderlik, temelini güvenden alır. Güven biterse lider gider” demiş Maxwell.

Ancak bizim yöneticilerimiz hala anlayamıyorlar kimsenin onlara güveni kalmadığını. Liderlik yapamadınız bari çekip giderken bir lider gibi dik durun.

Read more

Kerem Korkut: Bile bile lades

Aralık 8, 2008

 Kerem Korkut

Hep aynı terane. Taner’in gol attığı maçları itina ile vermeyi başarıyoruz. 6 golü var, penaltıdan attığı gol Ankaragücü maçında skoru 1-1 yapmış, maç da öyle bitmişti.

Read more

Kerem korkut: 14 Takımlı Komedya; Eyyam, Gasp, Haksızlık, Hırsızlık, Hepsi Bir Arada!

Ekim 23, 2008

Kerem Korkut

Maçtan önce bütün hafta konuşulanlar aynıydı dolayısıyla beklenmedik bir son desem yalan olur. Evet bekliyorduk. Yılmaz Vural’ın deyimiyle “takdir hakları denilen lanet şey”in hep Fenerbahçe’den yana olmasını bekliyorduk ve beklediğimiz fazlasıyla oldu.

Aslında bu da işin kılıfı, sonuçta hakem kişisi Bülent Yıldırım, Selçuk Dereli gibi “Genç hakemlere eyyam yapma kılavuzu” şeklinde bu işin kitabını yazabilecek yeteneğe sahip isimlerden biri olunca maçı katlettiklerine dair elde avuçta çok fazla matematiksel veri olmayabiliyor. Bu maça özel olarak elimizde veri de var aslında. Fener’in golünün 90+ kaçıncı dakikada geldiği belli değil, 90+5 olmadığı kesin ama bizi asıl isyan ettiren olay bu değil zaten, cehennemin dibine dakikası, bir takım adam gibi oynadıktan (oynatıldıktan, hakem tarafından oynamasına izin verildikten) sonra istersen 150 dakika oynat.

Maçtan sonra birilerini arayıp “Abi 170 dakika oynattım, sizinkiler beceriksiz, valla ben de gol atardım ama çok dikkat çeker” diyebilirsin ama bari bir bırak bir müsaade et, bu takıma gönül vermiş binlerce insanın ahını alma, o stada girmek için çalışıp emeğiyle parasını kazanmış, o parayı gönül verdiği kulübünü izlemek için harcamış insanların emeklerini çalıp götürme, mikron seviyesinde Allah inancı olan herhangi bir insan bunu yapamaz zaten. Tamam hiçbir manevi değerin olmasın, küfür yemeye de alışkınsındır, bazen haklı bazen haksız olur, kendini kandırıp nasıl olsa bu da haksız dersin, bir kulağından girer diğerinden çıkar, hiçbir şey yapma, hiç kimseyi takma ama Allah aşkına gram Allah’tan kork! Orada çaldığın emek maçtan sonra formasını almak için Semih’e koşan Serdar Kulbilge’nin emeği değil ki. Futbolcular bugün var, yarın yok ama oraya yıllardır gelen taraftarlar var, bir maça girebilmek için para biriktirmek zorunda kalan insanlar var, bilet parası dışında para harcayacak durumu olmadığı için 90 dakika aç kalan insanlar var, hiçkimseye acımıyorsun bari onlara acı.

Sistemdeki bozukluk herşeyin başı aslında. Çingeneye makam vermişler ilk iş babasını asmış. Yine Yılmaz hocam ne güzel söylemiş, Tanrı mısın? Kimsin sen yahu? Benim tribünden çok net gördüğüm 3 topu elle almayı görmedin, numaralı önündeki yan hakemle ikiniz yoktan faul yapma yarışması yaptınız, ilk yarıda Serhat gole giderken ofsayt diye kestin – alakası yok-, maçı ellerinle bir taraftan bir tarafa vermek için elinden geleni yaptın, muvaffak oldun. Ne oldu? Ne olmuş olabilir? Hakem diye gönderilen ve saha içinde herşeyi yapma hakkı verilen bir adam maça bir tarafı kollamak üzere çıkmış ve sonuçta amacına ulaşmış. Peki bu durumda ne oluyor? Eğer bu hakemin ya da onu yöneten kimselerin bu olaydan şahsi çıkarları yoksa bunun nasıl bir açıklaması olabilir?

 

Açık seçik söyleyeyim Türkiye Cumhuriyeti’nin futbol organizasyonu anlamını yitirmiştir. 4 takımın maddi-manevi kollandığı bir ligde diğerlerinin ne işi var? Ne yapıyoruz? Neyin savaşını veriyoruz? Benim sesim neden kısıldı ki? Ne parası verdim ben maça girmek için? Sahadaki mücadelenin amacı ne? Niye koşturup duruyor koca adamlar? Sevilla’lı Puerta gibi bir gün birisi düşse kalp krizi geçirse ölse ne için ölmüş olacak? Onların da tek amacı bilmem kaç bin ytl alıp şovun bir parçası olmak mı? Bir başka anlayamadığım Anadolu kulüplerinin yöneticileri. Bir kulübün başkanı olmak herşeyinden sorumlu olmak demektir. Bu kadar insanın temsilciliğini sen yapıyorsun. Senin de bir misyonunun bir vizyonunun olması gerek. Nasıl içine siner bu hakkaniyetsizlik? Nasıl kabullenirsin? Maçtan sonra verdiğin tepkiyi maçtan önce neden veremezsin? Bu kadar kulüp yöneticisi nasıl bir araya gelip ortak bir karar alamazlar? Kör müsünüz, görmüyor musunuz? Yoksa bu tip olaylarda sadece başına gelen mi hassas oluyor? Madem maçtan önce maçın kime verileceği kararı alınıyor bu 14 takım ne iş yapar? 4 takımın kendini eğlediği bir ligden fazlası sunulmuyor bize. Biz de koyun sürüsü gibi izlemeye devam ediyoruz. Aslında 4 de değil 3,5. Medya 3,5 takımı pohpohluyor, medya gazına gelen verileni almaya alışmış sorgulama yeteneğinden nasibini almamış, aidiyet duygusu taşımayan ayrı bir koyun sürüsü 3,5 takım destekçisiyiz diye Türkiye’nin dört bir yanında hiçbir emekleri, ortak noktaları, bağlantıları olmadığı halde birbirine caka satıyor, devran böyle dönüp gidiyor.

Milli Takım’a oyuncu yetişmiyor, Estonya’yı bile yenemiyor. Balına bir 3.lük bir yarı final. Avrupa’da söz sahibi olmak zaten mümkün değil. Beşiktaş gider 8 yer, Galatasaray gider 5 yer, dönerler yine annelerinin liginde birbirlerini yerler. Filler tepişirken de ezilen hep çimenler olur. Aynı senaryoyu Fener’in Arsenal maçında da izleyeceğiz. Arsenal’in üç farktan az atması çok büyük sürpriz olur. Sonra ne olur? Ne olacak ki dönerler Ankara BB’yi yenerler falan filan…

 

Yılmaz hocamın ağzını öpeyim. Spor yazarlarını zaten geçtim, antrenörlerin bile çoğu bunları söylemeye çekinir hale gelmiş çünkü düzen kabullenilmiş, sorgulama yok, adalet isteyen yok, istemeden de almak yok..

“Bu bize yapılmış bir terbiyesizliktir. Deniliyor ki, 5 dakika en az süredir. Ama uzatma için verilen bir süreyi 1 saniye geçiyorsa bitireceksin. Semih 2 kere faul yapıyor, atmıyorsun. Uğur faul yapıyor, atmıyorsun. Takdir hakkı denilen lanet şeyi hep rakipten yana kullanıyorsun.

Sonra geliyorsun beni saha dışına çıkarıyorsun. Zaten 90+5 olmuş daha ne yapıyorsun yani? Tanrı mısın sen be! Oyuncuma taktik veremeyecek miyim?
Oyuna mı konsantre oluyorsun bana mı anlamadım, sürekli bir uyarı halindeler. Biz kendimizle uğraşıyoruz, siz neden bizle uğraşıyorsunuz? Bu ülkede bir tane hakem yok. Tebrik ediyorum kendilerini, utansınlar! 10 sene oldu bir tanesi gidip Avrupa’da düzgün bir maç yönetemedi. İnsanlarda yürek yoksa böyle oluyor işte. Ben antrenörlük yapsam ne olur yapmasam ne olur. Yıllardır aynı şeyi konuşuyoruz, bu kadar basiretsizlik olmaz. Ne oldu kazandılar da, bir tarafı sevindiriyorsun, diğer taraf ne olursa olsun. Ne ala memleket!
Napıyorsun yani dünyayı mı kurtarıyorsun?”

Spormuş, centilmenlikmiş, dostlukmuş, kardeşlikmiş..

Hadi lan ordan!!

Hakan Can: Galatasaray’ın hazırlık kampı bitiyor!

Eylül 14, 2008

GALATASARAY

Öncelikle maç öncesine gitmek istiyorum. Gün Metin Oktay’ı anma günüydü. Arkasında isim, göğsünde reklam olmayan sadece 1′den 11′e kadar numara olan formalarla sahada olamaz mıydık diye düşündüğümüz bir maçtı… Geçen sene Man.Utd. federasyondan izin alıp Busby Babes anısına yapmıştı bu şekil de bir uygulama… Sanmıyorum ki federasyonumuz bu istekle giden yönetimimize olumsuz bir cevap versin… Ama düşünülemedi herhalde…

Read more

Bir Zonguldakspor taraftarının feryadı…

Eylül 4, 2008

zonguldakspor

Zonguldakspor adına açılan Facebook grubunda rast geldiğim bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim. Tolga Tezcan adlı Zonguldakspor sevdalısının gruba yolladığı bir mektup bu ve bir Anadolu takımı taraftarının hissiyatını çok iyi yansıtıyor. Zonguldakspor bu sezon 3. Lig’den düştüğü 1. Amatör Küme’de mücadele edecek. (E.G.)

Read more

Gökmen Akyıldız: Davids vakası. Transfer mi, şaka mı?

Ağustos 3, 2008

edgar davids kocaelispor

“%99 Davids ile anlaştık” dediğinde içimden “hadi len” demedim dersem yalan olur. İlk sersemliği üzerimden atınca “acaba gelir mi lan?” diye sordum kendime. Daha sonra “Yok be abi 35′miş, gelebilir” ilerleyen günlerde haberlerdeki Serhan Gürkan açıklamalarını gördükçe, dinledikçe, okudukça “Tamam lan oldu iş! Store açılsa da Davids formamı alsam” diye düşündüm.

Read more

Aytekin Akay’la Trabzonspor’u masaya yatırdık!

Temmuz 19, 2008

Trabzonsporaytekin akay

Aytekin Akay bir Trabzonlu ve haliyle – olması gerektiği gibi - bir Trabzonsporlu. Hem şehrini hem de takımını yakından takip ediyor. Şehri için şehrini anlatan bir kültür sanat dergisi çıkartırken, takımı için doğruları göstermeye çalıştığı futbol yazıları kaleme alıyor. Bu yazılar her biri karışı zaptedilmiş gazetelerde değil ama internette pek çok kaliteli spor sitesinde yayınlanıyor. Trabzonspor’u iyi tanıdığını bilen okurları da onu nerede olsa takip ediyor. Akay’ı zaman zaman Berezilya.com’da da okuma fırsatını bulduk, daha da bulacağız… Aytekin Akay’a en iyi bildiği konuyu Trabzonspor’u sorduk.

Trabzonspor’a gönül vermiş biri olarak Trabzon’daki son yönetimsel gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? İyi niyetli, pozitif enerjili bir başkanınız var. Ama genelde futbolumuzun bertaraf edemediğimiz çirkin tarafları iyi niyetlere, doğrulara üstün geliyor. Vestel örneğinde olduğu gibi pes ediyorlar ya da düzenin parçası oluyorlar zamanla…

Sadri Şener başkanlığındaki yönetim, hiçbir dönemde görülmeyen bir transfer atağı ile kendini gösteriyor. Yani, Trabzonspor tarihinde aynı sezonda bu kadar transfer yok. Ancak bu sezonun farkı var. Trabzonspor, uzun senelerdir zirveye oynayamadığı gibi artık ilk dörde de oynayamıyor. Bu sıradanlık habercisi. Onun için, Sadri Şener yönetiminin seçilme şartlarına bakmak lazım. Kurum, sahada kaybediyor. Asıl işi futbol olan Trabzonspor sahada kaybettikçe, bu durum itibar kaybına da neden oluyor. Bir bakıma saha üzerinden gelecek sonuçlarla o eski itibara ulaşılmak isteniyor. Yine de sadece 20 oyuncu almakla iş bitmiyor. Bunu görmek lazım. Hatta, Trabzonspor en az üç sene sonrasını planlayabilse, bu bile kurum adına atılmış çağdaş bir adım olurdu. Yönetimler bunu yapamıyor. Atay Aktuğ döneminde gelecek adına planlama vardı. O yapıda saha sonuçlarının krubanı oldu.

Transferler konusunda doğru yok izlendi mi size göre? Bu kadar çok transfer yerinde bir hamle mi?

Bazı oyuncuları izlemeden doğrudur, yanlıştır denemez. Bir de takımı görmek lazım. Bu oyunculardan nasıl bir ekip ortaya çıkacak? Futbolda hep bir şeyi unutuyoruz; takım olmak. Yunanistan 2004’de takım olduğu için kazandı. Trabzonspor takım olabilecek mi? Soru bu, cevabı da ligin ilk yarısında belli olur. Ancak tek tek baktığımızda, Giray, Ceyhun, Egemen, Selçuk, Gökhan ortalama standartın üzerinde oyuncular. Song da geldi. Ben çok oyuncuya karşıyım. Yani, şimdi Giray, Song, Ceyhun, Tayfun, Egemen aynı bölgenin oyuncusu. Bunlardan ikisi oynayacak, diğer dördü ne olacak? Dört stoperi yedek kulübesine mi koyacaksın? Bu sezon yeni bir çekirdek kadro oluşturuluyor. Bundan dolayı alınan oyuncuları tamamına evet diyorum. Yine de, sol ve sağ kanatlara dikkat diyorum.

Trabzonspor taraftarının takım üstündeki etkisi için ne diyeceksiniz? Bizi bu etkinin olumsuz olduğunu düşündürecek olaylar yaşandı ve yaşanıyor çünkü. Ateşli olmanın ölçüsü kaçınca takım da yanıyor çünkü. Futbolcular açısından da bu kadar baskı motive edici olmasa gerek.

Dünyada en zor futbol oynanan yerler listesi yapılsa Trabzon ilk ona girer. Çünkü, ismin şampiyonluk vaadi anlamına geliyor. Trabzon insanı iddialı, başarıyı seviyor. Böyle insanları ikincilik, üçüncülük kesmiyor. Şehir zaten küçük. Oyuncu sokağa çıkınca, o baskıyı hissediyor. Trabzon insanının konuşacak ikinci şeyi de yirmi ikinci şeyi de Trabzonspor. Bir de Trabzon’da, Trabzonlu oyunculara önyargı var. Trabzonlu yanlış pas atınca yuhh yiyor, yabancı oyuncuya bir şey yok. Trabzonlu önce kendi evlatına en az yabancı oyuncu kadar hoşgörü gösterecek. Bir de biliyorsunuz, bu sezon tribünler sahaya yaklaştı. Artık tribündeki taraftar, oyuncunun dibinde. Ne olacak, hep beraber göreceğiz?

Eski Kayserisporlu Gökhan bir İstanbul takımını değil de Trabzonspor’u tercih etti. Trabzonspor bu konuda diğer büyüklerle yarışamıyordu uzun süredir. Bu Trabzonspor’un imajı ve vizyonuyla bağlantılı olarak yeni bir dönemin habercisi mi?

İmaj anlamında soruyorsanız evet. Bu transferin verdiği mesaj budur. Onun için Sivasspor ile Trabzonspor büyüklük açısından kıyaslanmaz. Geçmişte, ‘Ben İstanbul’un üç büyüğünün elinden oyuncu alırım’ diyen bir Trabzonspor vardı. Mehmet Ali Yılmaz zamanında böyle transferler çoktur. Bu transferin bir anlamı da budur. Paraysa para veririz, alırız. Bazı transferlere para da yetmez. Bir de oyuncu bakıyor ki, orada hedefi olan hoca, oyuncular var. Kulüp yapısı düzgün. Trabzonspor’dan Avrupa’ya açılma ihtimalim her zaman yüksek. Bunları da es geçmemek gerek.

Hocanıza güveniyor, Trabzonspor’u iyi yerlere getireceğine inanıyor musunuz?

Trabzonlu hocasına güveniyor. Büyük çoğunluk hocanın arkasında. İstediği oyuncuları da aldırdı. O halde gerisi ona kalıyor. Ersun Yanal ilk kez büyük bir kulüp çalıştıracak. Daha dikkatli olmalı. Gençlerbirliği, Manisa, Denizli hatta Milli takımdan bile farklı havası vardır Trabzonspor’un. Onun için takım kurgusu ve oyun şablonu çok çok önem arzediyor.

Genel olarak Trabzon halkı ne hissediyor Ersun Yanal hakkında? Başarısız sonuçlar alınan bir seri maçtan sonra Yanal’a karşı şiddetli bir kamuoyu oluşur mu ve bu sürece Trabzon kökenli hocaların, eski futbolcuların katkısı olur mu?

Ersun Yanal ismi güven anlamına geliyor. Şimdilik tabii. Kötü sonuçlardan sonra aykırı ses çok çıkar. Bu şehir, gol, galibiyet rekoru kırıldığı sezonda bile hem hocasını hem de yönetimini gönderdi. İkinciliği başarısızlık sayan bir kentte aleyhte kamuoyu hemen oluşur. Böyle bir durumda Trabzon kökenli hocaların katkısından çok, sonuç ne olur? Çünkü, bu tür kampanyalarda en fazla dışlanan Trabzon kökenli eski oyuncular ve hocalar. Onun için ilk önce kendileri Ersun Yanal’ın yanında olmalı. Ama bence her şey kötü giderse, en fazla zararı kurum görür.

Gökhan ve Umut ikilisinin birlikte oynatılmasını mı yoksa Umut’un yedek kalmasını mı tercih edersiniz? Umut şu ana kadar Trabzonspor’u taşıyacak bir santrfor izlenimi vermedi çünkü.

Umut-Gökhan çift forvet en akıllıcası. Umut aslında forvet arkası özellikleri olan bir oyuncu. Gökhan ise tipik on sekiz golcüsü. Bu ikiliyi çift forvet oynattığınızda kanatlarınız da iyi işlemeli. Bir tek Umut bu takımı taşıyamaz ama belki geçtiğimiz iki sezon yalnız kaldı diye kendini gösteremedi. Eğer Gökhan ile iyi anlaşırsa çok daha değişik bir Umut izleyebiliriz.

Ben Hasan Üçüncü’nün gönderilme kararını yanlış buluyorum. Defansif yönü ağır bassa da iki yönlü orta saha oyuncusu olarak hiç fena değil. Mücadeleye dayalı günün futbolunda her zaman yararlanılabilecek bir oyuncu. Siz Hasan ve gönderilen diğer oyuncular için ne düşünüyorsunuz?

Ben hem Hasancı hem de Hüseyinciyim. Hasan’ın gönderilmesine de karşıyım, Hüseyin’e yapılan eleştirilerin dozuna da. Hüseyin’i oyunu çok yönlü oynayamıyor, sonra kesiciliği kadar ileriye çıkışları, pasörlüğü yok. Ama yaptığı işleri göremeyecek kadar da gözlerimiz kör mü? Sonra Hasan Üçüncü, altyapıdan çıkan tipik Trabzon özellikleri taşıyan son oyuncu. Mücadele gücü yüksek, artı Hüseyin’den çok daha teknik ve kesiciliği de var. Çağdaş, Erdinç, Mustafa Keçeli, Musa Büyük gibi oyuncuların gitmesi doğru adımlardır.

Barış Nefesoğlu: “Fener’in Chelsa galibiyetine tabii ki üzüldüm!”

Nisan 7, 2008

barış nefesoğlu

Barış Nefesoğlu 1979 istanbul doğumlu. Kendini bildi bileli Galatasaraylı. Sarı-lacivert renklere sahip Işık Lisesi’nin 7 sene formasını giymiş olması bile bunu değiştirememiş. Şu an Yıldız Holding bünyesinde Hızlı Sistem mağazacılıkta ticari pazarlama yönetmeni olarak çalışıyor. Barış’la kendi hakkında ama dahna çok Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti hakkında konuştuk.

Read more

Chelsea taraftarı bir Türk: Burak İşyar

Mart 10, 2008

Chelsea taraftarı bir Türk: Burak İşyar

Taraftar röportajlarımızın bu kez İngiltere’den bir konuğu var. Burak İşyar Londra’da yaşamaya başladığından beri İngiliz futbolunun müptelası ve Chelsea tribünlerinin müdavimi olmuş bir Türk.

Read more

Sonraki Sayfa »