İyi Transferler: Kocaelispor

Ağustos 27, 2008

Kocaelispor

Kocaelispor, bu sezon transfer döneminin en hareketli takımı oldu desek herhalde abartmış olmayız! Bank Asya 1. Ligi birinci olarak bitiren Kocaeli, kadrosunu neredeyse yeniden kurmuş gibi oldu. Kaliteli yabancı ve yerli transferleri uyum sağlarsa başarılı olmaları pek sürpriz olmaz ama burada asıl iş teknik direktör Engin İpekoğlu’na düşecek!

Read more

Overrated* Emre, Underrated* Aurelio

Ağustos 18, 2008

emre belözoğlu -Marco Mehmet Aureilo

*Overrated: Olduğundan daha yüksek değer biçilen. *Underrated: Değerinden düşük değer biçilen.

Galip Öztürk - Sabah

Read more

Biz Ne Krallar Gördük

Ağustos 4, 2008

mario jardel

Ligimize gelen son kral Fenerbahçe’nin İspanyol yıldızı Güiza. Üstelik La Liga gibi dünyanın en büyük iki liginden birinde kral olmuş bir isim o. Golcülüğünü Avrupa Futbol Şampiyonası finallerinde de kanıtlamayı başardı. Ama Güzia ligimize gelen ilk yabancı kral değil. Süper Lig’in tarihinde birçok yabancı gol kralı forma giydi. Kimisi gerçekten çok başarılı oldu kimisi de hayal kırıklığı.

Kaynak: Futbol Extra Dergisi

Read more

Cem Top: Aragones’ten Fatih Terim’e Euro 2008

Haziran 30, 2008

cem top resim

2008 Avrupa Futbol Şampiyonası finalinde Almanya’yı Torres’in golüyle 1-0 mağlup eden İspanya, kıtanın futboldaki yeni efendisi olmayı başardı. 7 Haziran tarihinde başlayan turnuva genel görünümü itibariyle kale önlerine kimi teknik adamlarca kurulan etten duvarların yıkıldığı bir organizasyon oldu. Bu açıdan bakıldığında biz futbolseverleri mutlu eden bir turnuva yaşandığını söyleyebiliriz. Özel olarak da A Milli Futbol Takımımıza sergilediği performans ve aldığı derece için teşekkür etmemiz gerekiyor.
Almanya ile İspanya arasında oynanan final maçını analiz etmek bizi şampiyona geneline ve futbolun evrimsel sürecine dair önemli noktalara götürebilir. Bu yüzden final maçı özelinde de olsa bütünsel bir yaklaşımla futbolun global seyrine değinmek sanıyorum en doğrusu olacak.

Kupanın 31. ve son maçına çıkan takımlardan Almanya; hem Portekiz hem de millilerimiz karşısında “ne kadar adil olduğu” sorgulanan maçlar oynayarak zihinlerdeki determinist imajı pekiştirmiş, finale de bu rüzgarı arkasına alarak çıkmıştı. Oysa finale kadar maç kaybetmeden gelen İspanyollar, Alman meslektaşlarının aksine futbol oynayarak, zevk alarak ve zevk vererek kupanın kulpuna yapışmışlardı. Her iki takım da maça başlarken beşli orta sahalarla oynamayı seçmişlerdi. Aslında Almanya’nın orta alanda ileriye dönük kullandığı Ballack tercihi sebebiyle bu bölgedeki mücadeleyi eksik yürüttüğü söylenebilir ama bizim anlatmak istediğimiz başka. İspanyol orta sahası (Senna, Silva, Xavi, Fabregas, Iniesta) 25,4 yaş ve 1.72cm boy ortalamasına sahipken, Alman orta sahasında (Hitzlsperger, Frings, Podolski, Ballack, Schweinsteiger) bu rakamlar 27,4 yaş ve 1.83cm boy ortalaması şeklindeydi. Kâğıt üzerinde Alman orta sahası rakibinden ortalama olarak 2 yaş tecrübeli ve tam 11 santimetre uzundu. Aradaki muazzam fizik farkı ve tecrübe faktörüyle Alman takımının avantaj sahibi olduğu düşünülebilirdi. Ta ki, bu turnuva oynanana kadar. Artık futbolun fizik yanını; fizik yapı ve fizik kondisyon olarak ayırmamız gerektiğini bu şampiyona ile kesin şekilde gördük.

Maç boyunca rakibini sürklase eden İspanyol orta sahası bu başarısını büyük ölçüde genç, hareketli, çabuk, pas yüzdesi ve fizik kondisyonu yüksek orta sahasına borçlu. Bu satırları okurken aklınıza Arda, Sabri, Hamit, Mehmet Topal, Aurelio, Emre, Tuncay gibi isimler mi geldi? Şampiyonayı ve yarı finale yükselen Türkiye’yi anlama konusunda doğru yoldasınız demektir. Elbette ki, hem fizik yapısı rakiplerine göre avantajlı hem de ileri doğru pas trafiğiyle topa sahip olan bir takım olmak tercih sebebi. Ancak Alman orta sahasındaki gibi bir yapılanmayla İspanya’nın turnuva genelinde ulaştığı %81’lik pas yüzdesine ulaşmak pek mümkün görünmüyor. İsterseniz sekiz sene geriye gidin ve UEFA şampiyonu Galatasaray’ın Hagi’li, Emre’li, Suat’lı, Okan’lı bücür, becerikli ve çok koşan orta sahasını düşünün. Ulaşacağınız sonuç aynı olacaktır. Aradan geçen yıllarda sürekli defansif yönde gelişen ve Euro 2004’te Yunanistan’ın şampiyonluğuyla taçlanan takım savunmaları 2008’de top yapan, oyuna çıkan ve cesur futbol oynamaya dayanan temel düşünceye yenildi. Kupadan çıkan en büyük ders bu.

Şampiyon takım İspanya’dan bahsedip şampiyon teknik adam Luis Aragones’ten bahsetmemek olmaz. Fenerbahçe’nin başına geçeceği açıklanan tecrübeli teknik adamın şampiyonada ilerlemiş yaşıyla ters orantılı biçimde hareketli bir performans sergilediğini belirtmek gerekiyor. Her ne kadar İspanya’nın elinde üst düzey oyuncular olsa da bu kadroyu seçip bu futbolu oynatmak başlı başına bir performanstır. Üstelik Aragones’in kenardaki görüntüsüyle futbol takımındaki teknik adamdan çok bir basketbol koçu imajı çizdiğini de es geçmemek gerek. Tüm bunların üzerine isterseniz ilginç bir istatistik daha verelim. Alman orta sahası rakibinden 2 yaş tecrübeliydi ama acaba tandemlerde durum neydi? Metzelder-Mertesacker ikilisinin yaş ortalamaları 26, Puyol-Marchena ikilisininki ise 30. Mücadele gereken orta alanda rakibinden 2 yaş genç olan İspanya, büyük deneyim gerektiren tandemde Almanya’dan 4 yaş tecrübeli. Bu takımı kuran da Aragones olduğuna göre, uzaktan izlediğimiz kadarıyla Avrupa Şampiyonu apoletli bu teknik adama şapka çıkarmak gerekiyor.

Hazır teknik adamlardan konu açılmışken, Fatih Terim’in şampiyonaya veda eder etmez yaptığı “Bırakıyorum!” açıklaması hakkında da biraz beyin jimnastiği yapalım. Terim’in içinde ukte kalan İtalyan futbol iklimine dönüşü büyük bir ihtimalle gerçekleştireceğini düşünüyorum. Bu Napoli eşofmanlarıyla da gerçekleşebilir, başka başka renklerle de. Biz futbol kamuoyuna düşense Fatih Terim’in isteklerine saygı göstermektir. Bu noktada asıl konuşulması gereken Fatih Terim’den sonra olacaklardır. İsterseniz, hemen bir senaryo yazayım. Fatih Terim’in arkasından duygusal bir fırtına kopar. Başta Federasyon Başkanı Hasan Doğan olmak üzere çeşitli kademelerden ikna ve dönüş baskıları yapılır. Terim, tüm bu baskıları göğsünde yumuşatır süreci soğutur. Dönüş umutları kesilirse Türk futbolunun konuşulmayan “futbol dışı dinamikleri” devreye girer. Ertuğrul Sağlam’a teklif götürülür. Sağlam, “Bu onurlu görevi seve seve kabul ederim.” der. İstemem yan cebime koy tavrıyla Yıldırım Demirören Türk futbolunun âli menfaatleri gereği izin verir. İçten içe de “Oh, bu sefer ben kovmadım” diye mırıldanır. Hatta bakarsınız Hakan Şükür, Hakan Ünsal gibi isimleri de Ertuğrul Sağlam’ın yardımcısı yapmak üzere çalışma başlatılır. Ne dersiniz imkânsız mı?

GENEL TURNUVA İSTATİSTİKLERİ

Gol Krallığı
1) David Villa – İspanya 4 Gol (345 Dakika)
2) Hakan Yakın – İsviçre 3 Gol (219 Dakika)
3) Semih Şentürk – Türkiye 3 Gol (257 Dakika)
4) Roman Pavlyuchenko – Rusya 3 Gol (394 Dakika)
5) Lukas Podolski – Almanya 3 Gol (553 Dakika)


Toplam Gol Sayısı

1) İspanya 12 Gol
2) Hollanda 10 Gol
3) Almanya 10 Gol
4) Türkiye 8 Gol
5) Portekiz 7 Gol

Toplam Şut Sayısı
1) İspanya 117 Şut
2) Rusya 87 Şut
3) Hollanda 78 Şut
4) Portekiz 65 Şut
5) Türkiye 64 Şut

Topa Sahip Olma

1) Portekiz 55,50%
2) Hollanda 53,75%
3) İspanya 53,67%
4) Türkiye 52,80%
5) Fransa 51,33%

Toplam Sarı Kart

1) Türkiye 16 Sarı Kart
2) Rusya 10 Sarı Kart
3) İtalya 9 Sarı Kart
4) Avusturya 8 Sarı Kart
5) Yunanistan 8 Sarı Kart

Toplam Pas Yüzdesi
1) İspanya 81,33%
2) Hollanda 78,50%
3) Fransa 77,67%
4) Almanya 76,33%
5) Portekiz 76,00%

Burak Tezcan: Euro 2008’de formaların kapışması

Haziran 3, 2008

burak tezcan

EURO 2008 ve “Sport Couture”

Her şampiyona ya da her yeni başlayan lig, pek çok futbol düşkünü için yeni model formalarla eşanlamlı. Büyük bir heyecanla beklenen formalar bazen büyük bir hayalkırıklığı yaratırken bazen de takımların attığı goller kadar heyecanlandırabiliyor taraftarları. Eskiden (deme odur ki 80’li yıllarda) sadece birkaç birinci lig takımının kötü kopya formalarına ulaşılabilirken, artık Internet sayesinde istediğiniz tüm formalara kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Bunlara geçmiş yıllarda hayranlık duyduğunuz takımların formaları da dâhil. Benim çocukluk yıllarımdan aklımda kalan en önemli forma ortasında kocaman çapraz bir kırmızı çizgisi olan Peru forması idi. Elbette Brezilya’nın sıcacık yeşil formaları ve Hollanda’nın turuncuları favoriler arasındaydı. Bir de sol yanında boydan boya lacivert ve kırmızı şeridi olan beyaz renkli “Zafere Kaçış” filminin formaları en unutulmazların başında yer alıyor.

Read more

Bora İşyar: Futbol Filmleri Rehberi

Mayıs 6, 2008

zafere kaçış

Futbol gibi popüler bir sporun sinemaya taşınmamasıı elbette mümkün değildi. İçinden futbol geçen filmleri şöyle bir hatırlayalım mı? Read more

Anadolu futbolunu yönetenler

Nisan 16, 2008

Anadolu Futbolu

Anadolu takımlarıyla, üç büyük İstanbul takımının her şeyi farklıdır ya… Haliyle teknik direktörleri de farklıdır. İstanbul’a çağrılan Anadolu’ya gitmez, Anadolu’ya giden İstanbul’a çağrılmaz. Çok kovulurlar, çok da sezon ortası göreve getirirler. Bu teknik adamlarla Anadolu kulüplerinin ilişkileri artık acayip bir şeye dönüşmüştür. “Ne senle, ne sensiz” hesabı hastalıkla aşk ilişkileri gibi bir şeye. Bu test Anadolu futbolunu yönetenlere dairdir ve sizin hem onları hem de ligimizi ne kadar tanıyıp tanımadığınızı ortaya çıkarmaya yöneliktir.

Ege Görgün

1. Aşağıdakilerden takımlardan hangisi Güvenç Kurtar başlarındayken küme düşmemiştir?

Sarıyer
Eskişehir
Petrolofisi
Zeytinburnu
Kocaelispor
Diyarbakırspor
Elazığspor
A. Sebatspor

2. Aşağıdaki cümle bir gazete söyleşisinde hangi teknik adamın ağzından çıkmıştır?
“Ben zor günlerin adamıyım!”

Yılmaz Vural
Sakıp Özberk
Güvenç Kurtar
Hüseyin Kalpar
Hikmet Karaman

3. Sakıp Özberk bir söyleşide Anadolu takımlarının aleyhine işleyen unsurları sıraladı. Aşağıdakilerden hangileri bu unsurlardan değildi?

1) Ekonomik güç
2) Futbolcu kadrosu
3) Medya
4) Taraftar
5) Hakemler
6) Federasyon
7) Siyasiler
8) Balkanlardan gelen alçak basınç

4. “Fenerbahçe’yi beş kuruş almadan şampiyon yaparım,” cümlesi kime aittir.

Güvenç Kurtar
Sakıp Özberk
Yılmaz Vural
Hikmet Karaman

5.Sakıp Özberk hangi takımı iki kez üst üste UEFA kupasına taşıdı?

Gençlerbirliği
Gaziantepspor
Bursaspor
Ankaragücü

6. Aşağıdakilerden hangisinin Ankaragücü’nü çalıştırırken yardımcılığını oğlu yaptı?

Hüseyin Kalpar
Yılmaz Vural
Sakıp Özberk
Ümit Kayıhan
Erdoğan Arıca

7. Aşağıdakilerden hangilerinin birlikte takım çalıştırmışlığı vardır?

Güvenç Kurtar
Erdoğan Arıca
Hüseyin Kalpar
Sadık Özberk
Ümit Kayıhan
Yılmaz Vural

8. Yılmaz Vural son 10 yılda aşağıdaki takımlardan hangilerini çalıştırıdı.

Sarıyer, Trabzon, G.Birliği, Dardanel, Bursa,

Denizli, D.Bakır, Adana, Rize, A.Gücü, Antalya, Manisaspor

9. 1 sezonda (2000-2001) 6 teknik adam değiştiren takım aşağıdakilerden hangisidir?

Elazığspor
Erzurumspor
Diyarbakırspor
Çanakkale Dardanel

10. Bir takım arkadaşına kötü pas verince oyuncusuna “Sen Maradona değilsin. Herkes Maradona gibi pas atmak istiyor. Herkes haddini bilmeli,” şeklinde motive edici ve vizyon açıcı bir cümleyle eğiten büyük Türk antrenörü aşağıdakilerden hangisidir?

Ümit Kayıhan
Sadi Tekelioğlu
Ziya Doğan
Giray Bulak
Serpil Hamdi Tüzün

11. Nejat Byediç Bursaspor dışında hangi takımımızda top oynamıştır?

Konyaspor
Karşıyaka
Adanaspor
Denizlispor
Kocaelispor
Sakaryaspor

12. Nejat Biyediç Bursaspor takımının yardım antrenörü olduğunda takımı Nevzat Güzelırmak çalıştırıyordu? Nevzat Güzelırmak zamanında hangi takımın efsane kadroısunda yer alıyordu?

Karşıyaka
Göztepe
Altay
Bursaspor
Eskişehirspor

13. Nejat biyediç aşağıdaki takımlardan hangisini çalıştırmamıştır?

Bursaspor
Karşıyaka
Konyaspor
Kocaelispor
Karabükspor
Adanaspor
Diyarbakırspor
Sakaryaspor’

YANITLAR:
1. Diyarbakırspor, 2. Güvenç Kurtar, 3. (Yalnızca) 8, 4. Sakıp Özberk, 5. Gaziantep, 6. Sakıp Özberk, 7. (Sadık Özberk – Hüseyin Kalpar), 8. Hepsi, 9. Erzurumspor10. Ziya Doğan, 11. Bursaspor 12. Göztepe, 13. Kocaelispor

Ligimizin “tüm zamanlar karnesi”

Mart 17, 2008

Turkcell Süper Lig

19. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu topraklarında oynanmaya başlanan futbolun en önemli yapı taşlarından birisi, 1959′da kurulan ve 10 Ağustos’ta ilk vuruşla 50. sezonuna girecek olan Türkiye Birinci Futbol Ligi. Ya da yeni adıyla Turkcell Süper Lig. 1923′te Cumhuriyet’in ilanından önce kurulan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, aynı yıl 21 Mayıs’ta FIFA üyeliğine kabul edilişi, 25 Ekim 1923′te Milli Takımımızın ilk milli maçını Romanya ile İstanbul’da oynaması, 1962′de UEFA’nın Türkiye’yi bir Avrupa ülkesi olarak üyeliğe kabul edişi, 1951′de profesyonelliğin kabul edilmesi, 1959′dan itibaren düzenlenen milli lig organizasyonları ve kupa müsabakaları, 2. ve 3. liglerin oluşturulması, Avrupa kupalarına katılan Türk takımları ve Milli Takım’ın başarılı sonuçlar elde etmesi, futbol oyununun Türkiye’deki yüzyılı aşkın süregelen tarihinin kısa özeti sayılır.

Derleyen: Barış Tarık Mutlu

Read more

Ege Görgün: Onlar mı futbola ihanet etti, futbol mu onlara..? Futbolun Üvey Evlatları!

Mart 17, 2008

ege görgün
Hepsi yetenekli, hepsi yıldız adayıydı. Hepsinin büyük hedefleri vardı ve parlak istikballeri… Kimisinin hedefe varmasına ramak kalmıştı, kimiyse hedefin yanına bile yaklaşamadı. Kimisi nispeten iyi bir kariyer yaptı ama herkes onun muhteşem bir kariyer kaçırdığının farkındaydı. İşte yetenekleri nispetinde yol kat edemeyen veyahut kat ettikleri yolu gerisin geri gelen 10 Türk futbolcu…

Read more

Dar alanda kısa paslaşmalar

Mart 1, 2008

Turkcell Süper Lig

Süper Ligimiz 18 takımla oynandığı dönemlerde ikinci kez sadece 11 şehirde sahne alıyor. Geçtiğimiz sezon 13 ayrı şehrin temsil edildiği Türkcell Süper Lig’den Antalyaspor ve Sakaryaspor’un düşmesi, buna karşılık Büyükşehir Belediyesi ve Kasımpaşa ile Gençlerbirliği Oftaşspor’un zaten var olan şehirlere eklenmesi futbolun oynandığı coğrafi alanı daraltmıştı. Bugüne kadar 18 takımlı sezonlarda kent sayısı en fazla 14’e yükselirken, 19 takımlı sezonlarda ise futbol keyfinin 15 kente yayıldığı dönemler de yaşandı.

Barış Tarık Mutlu –Nihat Özten

Read more