Ege GÖRGÜN: Gözün aydın İstanbul, bir futbol ekin daha oldu!
Şubat 23, 2008
Hürriyet, Salı günleri gazeteyle birlikte 48 sayfalık bir spor eki vermeye başladı. Spor dedikse, futbol tabi. Araya bir iki sayfa futbol dışı konu katılsa da belli ki genele etki etmeyecek miktardaki istisnalar kategorisine girecekler hep.
Gazete tabloid tabir edilen bir formata sahip. Biz Türkler’in bir türlü ısınamadığı, ecnebilerin ise bayıldığı format. Ecnebiler neden bayılıyor peki? Basit, onlarda bu tabloid format magazin, dedikodu, asparagas ya da herhangi bir delisaçması içeriğe sahip gazeteler için kullanılıyor. Bu tür gazeteler de daha çok yolda yani otobüste, trende, metroda okunuyor. O dar alanlarda da koca gazete sayfasını çevirmenin güçlüğünü hepimiz biliriz. Ya da vapurda, rüzgarlı bir yerde okumaya kalkınca gazeteyi sayfaların nasıl yamulup katlandığını ve insanı arıza ettiğini… Tabloidlerde bu sorun yaşanmıyor işte.
Yine de biz de tutmuyor tabloidler. Çünkü sevdiğimiz bir işi yaparken çektiğimiz sıkıntıyı o keyfin bir parçası olarak görmeye, o sıkıntıdan keyif almaya meyilli bir hayat görüşümüz var bizim. Herhalde yani… Neyse gazeteciliğin püf noktalarını geçelim şimdi…
Belki fark etmediniz ama benim de futbola kendimce bir merakım var. Ama evden pek çıkmadığım için gazete alma alışkanlığını epeydir kaybetmiştim. Ama bu kez ne yapıp ne edip şu gazeteyi alayım dedim. Bir gazete fiyatına, çok gazeteydi ne de olsa. O yüzden Pazartesi akşamından kapıya bir torba asıp içine de beş yüz gayme (ben ytl’ye bir türlü geçemedim daha) koydum. Bizim kapıcı Vural efendiye de bir not düştüm, “Aman, gazetenin ekini unutma!” Çünkü bazen sırf eki için almışsınızdır, ama gazetenin eki unutulmuştur da, evden çıkmak zorunda kalırsınız ya, o vaziyete acayip tilt olurum ben. Çok geldi başıma…
Netice itibariyle operasyon başarıya ulaştı ve gazeteyi elime aldım. Bir çırpıda inceledim. Teşhisim şu: İstanbul’un, büyük takım taraftarlarının nur topu gibi bir gazetesi daha olmuş. Hayırlı, uğurlu olsun!
Hürriyet Spor tam 48 sayfadan teşekkül bir gazete. Bu 48 sayfa içinde ikinci lig (artık Birinci Lig deniyor ona da, bir YTL’ye alışamadım, bir de bu ikinci lige birinci lig denmesine) ile ilgili değil bir tek satır, bu ligde oynayan herhangi bir takımın adı dahi geçmiyor. Kardeşim, sizin grubunuzun kanalı değil midir, bu ligin maçlarını yayınlayan TV kanalı. Hadi geçtim ikinci ligi?
Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor (o da Stepanov’la söyleşi yaptıkları ve Stepanov da Ziya Doğan’a laf çaktığı için iki sayfa!) dışında başka bir Süper Lig takımıyla ilgi bir yazı var mı? Yok, tabi. Hadi yazıdan da geçtim, haber potpurisi yapılan tek sayfalık Güncel’i saymazsanız bu dört takım dışında herhangi bir takımımızın adı kaç kere geçiyor?
Oturup sayamadım tabi. Bir iki kere Kanat Atkaya’nın yazısında, o da hangi maçtan söz ettiğini belirtmek için, belki gözümden kaçan bir iki yerde daha, o da özne olarak değil, büyük takımla maç yapmış olmanın yüzü suyu hürmetine… “Konyaspor-Galatasaray maçı” gibi…
Haaa, hakkını yemeyelim, Aziz Başkan Pendikspor’u uzun uzun anlatıyor ama Pendikspor’u o anlatmasın da, ben mi anlatayım…
Bir de yazarlarına saygısızlık etmek istemeyiz. Çünkü Göztepesporlu olduğunu bildiğimiz Yılmaz Özdil de yazıyor ekte, Beşiktaşlı olsa da yazıları her futbolsever tarafından keyifle okunabilen İbrahim Altınsay da… Keza Alp Ulagay’ın da ezelden beri araştırma yazılarının, dünya futbolu değerlendirmelerinin takipçisiyiz.
Fotoğraf: Muhsin AKGÜN
Yorumlar
Söyleyecek bir çift lafım var




