Cem Top: Çanlar Daum için çalıyor

Kasım 29, 2009

cem top resim 

Yılmaz Vural dediğini yaptı, Fenerbahçe maçını kazandı. Üstelik öğrencileri yakaladıkları pozisyonların üçünü atarken, beşini de kaçırdı. Bir önceki hafta kaleme aldığımız derbi değerlendirmesinde, Beşiktaş’ın üçüncü golü attıktan sonra gözle görülür biçimde hız kestiğini vurgulamıştık. Seyircisiz maçta Kasımpaşa aynı hareket tarzını benimsemedi ancak forvetlerinin becerisi sadece 3 gol yapmaya yetti. Yoksa buldukları pozisyonların sayısı belki Beşiktaş’ın bulabileceklerinden de fazlaydı.

Fenerbahçe açısından eksiklerinden ya da maçın seyircisiz oluşundan yola çıkılarak bir düzine bahane orta yere konulabilir. Ancak değişmez gerçek, göz göre göre yaşanan bu düşüşün Christoph Daum – Roland Koch ikilisi tarafından durdurulamadığıdır.

Sezon başında sarı-lacivertli takım camia tarafından özlenen ve tüm futbol kamuoyunca takdir gören performans ivmesini yakaladığında, aslında yukarıdaki ikilinin rutin temposunu da yakalamıştı. Antrenmanların ağırlığı, taktik çalışmalar ve motivasyon anlamında problem yoktu. Ne zaman ki takımda birbiri ardına kas sakatlıkları yaşanmaya başladı işte o andan itibaren Daum – Koch ikilisi de hiç tarzları olmayan (belki de Rijkaard tarzına daha yakın) bir davranışa yöneldiler ve çalışmaları hafiflettiler. Oysa gerek Beşiktaş’tan gerekse de Fenerbahçe’den aklımıza kazınan Daum takımları, maç içinde en aktif dönemlerini 75-90 periyodunda geçiren “tank gibi” takımlardı. İşte o günlerde verilen kararın yarattığı “fizik kondisyon erozyonu” bugün ortaya çıkan tablonun başlama noktası sayılabilir.

Sonuçta, sarı-lacivertli futbolcuların maçlarda fizik mücadeleleri kaybederek başladıkları bu düşüş dönemi giderek psikolojik faktörlere de yansıdı ve kart cezaları da birbirini takip etti. Son günlerde basına yansıyan haberler takıma yeniden fizik yükleme yapıldığı yönünde ki, devam eden maratonda böyle bir hamle yapmak beklenen etkiyi vermeyeceği gibi devre arasına kadar kondisyon probleminin derinleşmesine de yol açabilir.

Konu Fenerbahçe’den ve düşüşten açılmışken Alex De Souza’dan bahsetmemek olmaz. Brezilyalı yıldızın sahada olduğu maçlarda Fenerbahçeli futbolcular için “Acil Çıkış” ya da “Sorumluluktan Kaçış” anlamına geldiğini yazmaya, bilmiyorum gerek var mı? 24 puanla kapatılan ilk 8 haftada 4 asist ve 3 golü yanında takımı adına yaptığı işlerle de manşetlere çıkan Alex, kalan 6 haftada forma giydiği maçlar içinde Galatasaray maçında yıldızlaştı, diğerlerinde deyim yerindeyse kontak kapattı. (2 gol 1 asist) Bu saptamayı yaparken asla Alex’i yerme amacı gütmüyorum. Anlatmak istediğim Alex yorulduğunda, Alex sakatlandığında veya Alex markajdan bunaldığında Fenerbahçe’nin dümenine geçecek ikinci bir oyuncunun var olmadığı gerçeği.

Adaylardan Emre’nin çoğunlukla fizik ya da mental sorunları baş gösterdiğinden, Andre Santos kaçak güreş sevdalısı olduğundan, Özer de henüz rüştünü ispatlamayı beklediğinden mevcut yaraya merhem olma şansları yok. Alex’in dörtlü orta alan ile desteklendiği tek santrforlu sistemde gedikler daha kolay kapanırken yıldız futbolcu kötü oynasa dahi kaybedilen topların kazanılması mümkün oluyordu. Ancak Kasımpaşa maçında -biraz da zorunluluktan- olduğu gibi sistem 4-3-1-2’ye döndüğünde orta alandaki üçlünün hücumun gelişime göre parselizasyon yapma zorunluluğu takım savunmasını zaafa uğratıyor. “Çözüm ne?” sorusu ise Daum tarafından cevaplanmayı bekliyor.

Maçın galibi Kasımpaşa’ya ve elinde sihirli değnek olduğundan şüphelendiğimiz Yılmaz Vural’a yer vermezsek, haksızlık etmiş oluruz. Vural, klasmanda içler acısı halde iken aldığı Kasımpaşa takımını puan anlamında yerinden fırlattığı yetmiyormuş gibi futbol olarak da çok önemli bir yere getirdi. Trabzonspor’da yarattığı 3 gollü depremin ardından aynı tarifeyi Fenerbahçe’ye de uygulayan Kasımpaşa, bunu yaparken asla oyunu çirkinleştirmeyi düşünmedi. Hatta Yılmaz Vural’ın orta alanda kurduğu ve ağızları tatlandıran “baklava” için “fazla cesur” yorumu bile yapılabilir. Ancak klişenin de dediği gibi: “Kazanan her zaman haklıdır.” Kasımpaşa’nın ilerleyen haftalarda sıralamadaki yerine ilişkin bilgiyi en net biçimde 15.haftadaki Sivasspor maçı verecek. Aynı motivasyonu o maçta da görebilirsek, Kasımpaşa’nın geleceği parlak demektir.

Yorumlar

Söyleyecek bir çift lafım var