Bir okuyucu yorumu. Hikayesini buradan paylaşmak istedik…

Ocak 27, 2010

Futbol Futbol Futbol..
7 yaşımdan bu yana futbolsuz bir gün geçirdiğimi hatırlamıyorum. Küçükken televizyonlardan izlediğim maçlarda oynayan oyuncuların yerinde olduğumu hayal ederdim. Bu isteğim ailem tarafından onaylanmadığı için şanssızdım ama mücadelemi bırakmak hiç aklımın ucundan geçmemişti.

Yediğim onca dayak bile beni bu sevdamdan vazgeçiremedi ki 2005 yılı ocak ayına kadar aktif futbol hayatım sürdü. Yetenekliydim. Bulunduğum şehrin neredeyse tüm kulüplerinde ter döktüm. 12 yaşımda oynamak istediğim kulübün altyapısına seçildim. Gün geçtikçe daha iyi oluyordum. Büyüyor, gelişiyor, güçleniyor ve daha çok gol atıyordum. Genç takım, Yıldız takım ve PAF.. Hayallerime adım adım ama çok sağlam adımlarla ilerliyordum. Hayatımda futboldan başka düşündüğüm hiç birşey yoktu. Bir taraftan aile baskısı hala devam ediyordu. Anneme göre topçu olmak saçmalıktı. Sakatlanabilirdim ve bir daha oynamayabilirdim. Daha kötüsüde olabilirdi. Babamsa gençliğinde iyi bir futbolcu olduğu için benim yeteneklerimin farkındaydı ve bana pek belli etmesede beni destekliyordu.

2004-2005 sezonu tam olarak olduğum yıl… Herşeyimle hazırdım. Süper Ligte dahi oynayabilecek kapasiteye ulaşmıştım. Çıktığım karşılaşmalarda ben kendimce apayrıydım. Topu ayağıma aldığım zaman ” şimdi ne yapmalıyım” diy bir telaşa kapılmıyordum. Karşıma kim geldiyse o zamanlarda dizlerine bakardım. Biliyordum ki eğer titreyen bir çift diz görürsem sadece topu sürmem yeterli olacaktı. Nitekim o sezonda PAF ligi gol kralı olmuştum. Benim için artık bir basamak daha yukarı çıkma zamanı gelmişti. Dönemin A takım teknik direktörü Fenerbahçe maçında bizzat kendisi beni izlemiş ve benim için sonradan duyacağım güzel kelimeler kullanmıştı. Öyle olacak ki antrenörlerimden sürekli herşeyime dikkat etmem konusunda telkinler alıyordum.

Futbol dünyamda herşey yolunda giderken gerçek dünyamda ise çalkantılı bir dönem geçirmekteydim. Kız arkadaşım ilgisizliğimden dolayı beni terk etmiş, aile içinde maddi manevi geçimsizlikler belirmiş, okul hayatım bir çıkmaza girmişti. Önemsemiyordum. Herşeyimi futbola odaklamıştım. Fakirdik ve ben bu durumu değiştirebilirdim. Aslında futbolu kendim için değil yalnızca ailem içinde oynamayı çok istiyordum. Çünkü biliyordum eğer ben futbolcu olamazsam başka hiç birşeyde olamam. Lise 2. sınıfı sene sonunda çıkan afla geçmiştim. Lise 3. te ise yine aynı durumla karşı karşıyaydım. Sene sonunda çıkan aftan tekrar yararlanıp diplomamı alabilecektim şanslıydım. Fakat ben bu şansımı kullanamadım. Lise mezunu bile değilim şu an. Evet çok güzel giden bir hikayem vardı yukarıda. Şimdi ise bir talihsizlikle başlayan hayatımın geri kalanında hiç istemediğim bir şekilde yaşamaya mahkum olacağım zamanlarıma geldim.

2005 ocak ayı Altay ile özel bir karşılaşmanın yıldızıyım yine. Top kimin ayağına gitse takımımda sanki mecburlarmış gibi topu bana atmaya çalışıyorlar bende showalitesi yüksek bir karşılaşma olsun izleyenler zevk alsın diye bireysel yeteneklerimi kullanarak rakip oyuncuları çalımlayıp gol atmaya attırmaya çalışıyordum. Elbetteki bu durum bizim için iyiama rakip için sinir bozucu birşeydi. Nihayetinde oyundan alınacaktım. Maçın bitimine sadece 10 dk. kalmıştı. Yerime girecek arkadaşımı bile görmüştüm hazırdı sadece oyunun bir şekilde durmasını bekliyordu kenarda girebilmek için. Yine topu bana kazandırdılar. Sağ kanatta ceza alanının çaprazından aldığım topla ceza sahası içine kadar girdim. Geri çekip uygun birilerine bakmak için başımı kaldırdığımda arkamdan kayarak gelen rakibi farkedememiştim. Daha sonra itiraf ettiği gibi O’da aslında topa kaymamıştı. Çünkü maç boyunca beni tutan oyuncuydu. Onu bir çok kez geçmiştim hatta her seferinde geçmiştim. Sinirleri çok bozulmuştu. Yerinde olsam bende kendime zarar vermek isterdim diye düşünerek, iyimser halimle şuan bile ona kızmıyorum. Ama onun bana yaptığı müdahale sağ diz kapağımın çatlamasına neden olmuştu. Kramponunun dişlisi dizimdeydi hastanede gözümü açtığımda. Bitmişti herşey. 3 ay yürüyemedim. 3 ay da sadece düz koşular ve güç kondisyonları yaparak eski formumu yakalamaya çalıştım. 6 ay sonunda sahalara dönebileceğimi söylediklerinde yeniden doğmuş gibiydim. Kendimi iyi hissediyordum fakat arada sırada dizimde hissettiğim ağrılar canımı sıkıyordu.

Sonra geçtiğim sağlık kontrollerinde doktorumun bana söylediği ” senin için futbol bitmeli evlat ” cümlesi hayatımı çekilmez hale getiren başlangıçtı. İki dizimde de kemik büyümesi baş göstermiş ve dokunulduğunda dahi gözlerimden yaşların akmasına neden oluyordu. Futbolu bıraktım. 18 imi dolduracaktım 12 şubat’ta. Futbol üzerine kurduğum hayatım yerle bir olmuş. O güzel dünyam kıyamete uğramış ve yok olmuştu. Ondan sonra toparlanamadım. Ne bir işim oldu nede zevk alarak yaptığım birşey. Sadece asosyal biri olup çıktım sonuç olarak. Hala işsiz, işe yaramaz biri gibi görüyor ailem beni. Özelliklede annemin haklı çıkması ona söyleyecek çok söz hakkı veriyordu ve O’da bunu her seferinde kullanıyor. Yaptırdığım son kontrollerin ardından sahalara dönebilme ümidim yeniden canlandı gibi. Ağrılarım yok, koşabiliyorum, zıplayabiliyorum. Eskisi kadar topa sert vuramasamda biliyorum ki formumu yakaladığım zaman kendimi en iyi şekilde ispatlayabilirim. Hiç bir zaman futboldan vazgeçmedim. Vazgeçmeyide düşünmüyorum. Her türlü yardım eline açığım. Bugünlerde ligimizde izlediğim kadarıyla üst düzeyde bir sağ kanat oyuncusu yok. Arda ? emin olun aynı yaştayız ve eğer bende onun kadar şanslı olsaydım konuşulan kişi ben olurdum. Bana sadece şans verilmesini istiyorum. Ve sabır ! Ben hazırım kendimi ispatlamaya. Sadece o şansı arıyorum ve bulduğumda bu yazıyı okuyan herkese ” VAY BE ” dedirtebileceğimden adım kadar eminim.
Sevgilerimle…

Yorumlar

bir yorum to “Bir okuyucu yorumu. Hikayesini buradan paylaşmak istedik…”

  1. maksimroger on Ocak 27th, 2010 2:05 pm

    basından aynı seyler gecmiş biri olarak arkadaşı benden daha iyi kimse anlayamaz herhalde diye dusunuyorum. zamanında fenerbahceye secildim, artık hayallerime cok daha yakınım diye dusunurken klup doktorlarının futbolu kesinlikle profesyonel olarak dusunmememi tembihlediği an gözümün dolması gelir aklıma. oysaki su hayatta yapabileceğim en iyi seydi futbol belkide herkesten iyi..

Söyleyecek bir çift lafım var