Aysun Başaran: Şimdi Dozunda Sevinme Zamanı

Mart 3, 2008

aysun başaran Sezon başında Beşiktaş umut vaad ediyordu, ben de umut vaad eden takımımım maçlarını büyük bir keyifle izliyordum. Sonra yavaş yavaş aldığım keyif azalmaya ve kızgınlığım artmaya başladı…

Oynadığı bir maç diğerine benzemeyen, her maçta farklı bir tablo sergileyen, bir gün varını yoğunu sahaya koyup, kelimenin tam anlamıyla ‘bu maçı alıcaz, başka yolu yok!’a inanarak oynayan, diğer gün sahada neden olduklarının bile farkında olmayan Beşiktaşlı futbolculara uzun süre sabredip, izledim. Ama en sonunda, sanırım yaklaşık üç ay kadar önceydi, “2008-2009 sezonuna kadar Beşiktaş’ı kaderiyle başbaşa bırakıyorum” diyerek, maçlarını izlemeyi de bıraktım. Tabii bu durum; “tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış” sözüne güzel bir örnek teşkil etmekten öte bir anlam ifade etmese de, en azından ben her maçta ekran karşısında deli olmadım.

Beşiktaş maçlarına dair tuttuğum oruca, dün akşam, derbi vesilesiyle ara verdim. Ne de olsa derbi maçlar bir başka (!) Maç nasıldı, kim iyi oynadı, kim ne yaptı ne yapmadı bunlara hiç girmeyeceğim. Maçı kazanmak, 137 hafta sonra lider olmak keyifli elbette. Ligdeki puan durumu da müthiş bir hal aldı, son 10 hafta epey heyecanlı geçeceğe benziyor.

Sezon başından beri, Ertuğrul Sağlam’a inanan ve onu destekleyen taraftayım. Futbolculuğu döneminde forvetten defansa oynadığı her mevkinin hakkını veren, ağırbaşlı, çalışkan, mütevazi vs vs Ertuğrul’un neden Beşiktaş’tan gönderildiğini anlayamamıştım. Beşiktaş’a teknik direktör olarak geri döndü, sevindim. Beşiktaş’ın zorlu virajlardan geçtiği günlerde, faturayı Ertuğrul’a kesecekler diye korktum. (Şimdi bunları yazarken fark ettim de bir ara sadece onu anlatan bir yazı yazabilirim.) Bugün ise söylemek istediğim sadece bir nokta var: Ertuğrul Hoca’nın samimi tavırları, tepkileri… Takımının oyunu karşısında hissettiklerini miniklerine yansıtmaktan çekinen, gol olduğunda sadece ufak bir tebessümle yetinen tepkisiz ya da az tepkili teknik direktörleri o kadar kanıksamışız ki bunun aksi olduğunda şaşırabiliyoruz. Tabii bu, biraz da ülkemize gelen yabancı teknik adamlara has bir durum. Yoksa Yılmaz Vural gibi, Hikmet Karaman gibi aşırı tepkili hocalarımızı unutuyor değilim. Ancak işte Ertuğrul Hoca’da sevdiğim nokta, tam da burada: O zamanında, yerinde ve dozunda tepkileriyle maçı bizim gibi yaşadığını gösteriyor. Gerek maç sırasında olsun gerek maçlardan sonra yaptığı basın açıklamalarında olsun Ertuğrul Hoca tavırlarıyla ve tarzıyla takdirimi toplamaya devam ediyor.

Bu arada konu maç sırasındaki tepkilerden açılmışken, geçtiğimiz günlerde yaşanan Yıldırım Demirören’in olayına dair de söyleyecek birkaç sözüm var. Ankaraspor’la yapılan maçta 90+3’te gelen gole sevinen, o sırada “Buna mı seviniyorsun Başkan, takımın hali ortada” sözüne sinirlenen Demirören, ekranda gördüğümüz görüntülerden çıkardığımız sonuca göre bu sözlere pek de hoş bir yanıt vermedi. Ardından Beşiktaş Başkanı’nın bu tavırları spor basınını epey meşgul etti. Takımın 2-0 öndeyken bir anda 2 gol yemiş ve kendi evinde puan kaybetmek üzere, son dakikada gol atmış ve maç 3-2 olmuş, gel de sevinme… Ancak işte bu noktada o sevincin dozu önemli; Yıldırım Demirören de insan, elbette o da sevinecek hatta sevinmese anormal olur; sevincini yanındakilerle paylaşmasına, o anı doya doya yaşamasına söyleyecek hiçbir sözüm yok benim. Bulunduğu konum gereği daha dozunda sevinmesi yerinde olurdu ve asıl yanlışı, o sevinç dakikalarının ardından gösterdiği tepkilerde yaptı. İşte Beşiktaş başkanına yakışmayan o tavırlardı.

Ve şimdi… Beşiktaş taraftarına da futbolcusuna da teknik adamına da yönetimine de Galatasaray derbisinin galibiyeti için dozunda sevinmek düşüyor. 137 hafta sonra gelen liderlik kimseyi şımartmaz umarım, Beşiktaş’ın önünde Ankara deplasmanıyla başlayan zorlu bir 5 hafta bulunuyor.

Yorumlar

Söyleyecek bir çift lafım var