Aysun Başaran: EURO 2008 Biterken… Bu bir “duygu” yazısıdır…
Haziran 26, 2008
Benim için inanılmaz yoğun bir döneme denk gelen Avrupa Kupası’nda sona çok az kaldı. Birçok maçı ancak göz ucuyla izleyebildiğim Euro 2008’de millilerimiz tarih yazdı. “Tarih yazdı” demek çok klişe oldu; ama gerçekten Portekiz maçı hariç her maçımız yıllarca hafızalardan silinmeyecek ve hep konuşulacak nitelikteydi. Hatta UEFA, 48 yıllık Avrupa Şampiyonası tarihinde en iyi maç olarak Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçını gösterdi.
Kırmızı beyazlılar, Portekiz maçıyla kupaya kötü bir başlangıç yapınca acaba hüsran mı yaşayacağız diye düşünüyordum. Ancak ev sahibi İsviçre karşısında sahada başka bir takım vardı, inanmış ve pes etmeyen bir takım. 90 artılarda gelen galibiyet golüyle umutlarımız Çek maçına taşındı. Daha zor bir maç olacağı aşikardı ve kafalarda acabalar dolanıyordu. 2-0 mağlup duruma düştüğümüzde bile sahadaki umut, benim de umudumu devam ettiriyordu. Futbol işte buydu; mücadele, azim, istek, inanç, umut, kararlılık, çaba, yardımlaşma… Maç 2-2 olduğunda, ben uzatmaların hesabını yapmaya başlamıştım ama sahadaki 11 benden daha yürekliydi ki onlar yine son dakikalarda galibiyet golünü buldular. Bir maçı daha çevirdiler ve benim gibi birçok kişiye de muhtemelen “bu takım finale de gider” dedirttiler.
Sıra çeyrek finale geldiğinde inanmış bir milli takım ve inanmış bir millet vardı. Hırvatların çok ciddi bir rakip olduğu tartışılmazdı. Belli ki zor bir maç olacaktı. Ama son iki maçta zoru başaran ve mucizeler yaratan millilerden artık daha fazlasını bekliyorduk. Sahada onların inanmışlığı görmek, bizim beklentilerimizi yükseltiyordu. Kıran kırana, çetin bir maç oldu Hırvatistan maçı. Maçta uzatmaların son dakikaları yaklaştığında artık penaltıları bekliyordum ki 119’uncu dakikada gelen Klasnic’in golüyle birlikte, kelimenin tam anlamıyla başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Golden sonra ekrana tekrar bakamıyor olmam, Semih’in muhteşem golünü canlı olarak izlemeyi kaçırmama neden oldu. Bu şans değil, inanmışlığın sonucuydu. Penaltılarda maçın bizim olacağına o kadar emindim ki o dakikadan sonrası artık mucize değildi.
Ve yarı final, rakip Almanya, sakatlar, cezalılar çok ama yine de EURO 2008’in sürpriz, mucizevi takımına güven sonsuz. Dakika 22, turnuvada ilk kez geriye düşmeden öne geçiyoruz. İşte o dakikada ister istemez, yarı şaka yarı ciddi “ilk golü atmayacaktık” diye düşünüyoruz. Gülüp geçiyoruz tabii… İlk golün sevinci ne yazık ki uzun sürmüyor, dakika 26 skor 1-1. Dakikalar birbirini kovalıyor, stres artıyor, galiba uzatmalara kalacak maç diye düşünmeye başlıyorum. Ancak o kadar güzel mücadele ediyoruz ki gol gelmeli, bu hakkımız diyorum kendi kendime. Alman oyuncuların centilmenlik dışı davranışlarına rağmen, hakeme rağmen, her şeye rağmen finalde oynayabileceğimiz hayallerini kuruyorum. Dakika 79, Klose’nin golü bir anda hayallere ara verdirtiyor. Daha önce üç kere oldu, şimdi neden olmasın deyip, hop oturup hop kalkarak izliyorum her dakikayı ve 86’da yine Semih çıkıyor sahaya, işte diyorum işte bu! Yine sadece 4 dakika sürüyor sevincimiz. Tam uzatmalarda, olmadı penaltılarda koparırız bu maçı diye düşünürken, tüm Türkiye’nin yıkıldığı dakika yaşanıyor. Dakika 90, gol Lahm. Sanırım o an bile birçok kişi benimle birlikte, acaba son saniyelerde 3-3 yapabilir miyiz diye düşündü. Tümer’in defalarca golü bulduğu noktalarından biriydi, son anda kazandığımız serbest vuruş yeri. Bir kez daha futbol tanrısı bizimle olsaydı, iyi oynayan kazansaydı, o top kaleye girse ve biz bir kez daha bir mucizeye şahit olsaydık… Ama olmadı.
Bizim için EURO 2008 yarı finalde bitti; ama birçok kişinin dediği, yazdığı gibi Türkiye bu kupaya adını kazıdı ve muhtemelen şampiyon kim olursa olsun ondan daha çok kalacak akıllarda, daha çok konuşulacak.
Bize bir futbol keyfi yaşattığı için A millilere teşekkürler…
Yorumlar
3 yorum var to “Aysun Başaran: EURO 2008 Biterken… Bu bir “duygu” yazısıdır…”
Söyleyecek bir çift lafım var




Heyy! Bir kadının futbolla ilgili yazısını okumak ne güzel !!
Daha önce Cem Top’un ” bayanlar,baylar” başlıklı yazısı bile başlığında bayanlar yazıyor diye hoşuma gitmişti:)) Hehhe! kompleksli miyim nedir:))
Futbol yazilari okumaya Berezilya.com ile basladim… Sonra farkettim ki çevremdeki kadınların çoğu futboldan ve maçlardan nefret ediyorlar… Oysa futbol
kimi zaman insanın içini titretebiliyormus hele bir de boyle Avrupa kupasi maclarinda…
Neden siz kadin yazarlar daha fazla futbol yazilari yazip,kadinlarin ilgisini bu yana çekmiyorsunuz ?
Soyleyin bakalim… Neredeyse Avrupa kupasi maclari bitti bitecek… Daha once
neredeydiniz:)))
Merhaba well done,
Öncelikle ilgin için çoooook teşekkürler
Yazımın başında da yazdığım gibi, bu dönem benim için inanılmaz yoğun geçiyor. Şu evlilik hazırlıklarıyla geçen telaşlı günleri bir atlatayım daha çok yazacağıma söz veriyorum.
Berezilya’ya daha önce de yazdığım yazılar var, arşivi karıştırdıkça rastlarsın sanırım. Ancak yeni futbol sezonuyla birlikte daha sık okuyacaksınız beni inşallah
Bu arada arkadaşlarını da Berezilya’ya davet ediyorsun değil mi? Böyle geri dönüşler almak yazarlar için çok keyifli çünkü…
Aysun’un izdivac durumları ne oldu merak ediyorum dogrusu…
Evinin kadını olup yazı yazmayı unutmuş olabilir mi? Ben tüm arkadaşlarıma bildirdim… Yazılarını b e k l i y o r u z !
Hımmm.. Arşivi karıştıracaktım ben de di mi?
Tersninja arşivini bitiremedim ki daha :))
Sıra Berezilya’ya gelemedi….