Ege Görgün: Bir başkanın asla yapmaması gereken 4 şey
Ocak 31, 2009
Örnek ille de “iyi örnek” olacak diye bir şey yok. Hatta insan bazen kötü örnekten daha fazla şey öğrenebilir. Yıldırım Demirören’e bu öğretici kimliğinden dolayı plaket bile verilmeli misal. Heyhat, Demirören Süper Lig’de pek de emsalsiz sayılmaz. Read more
Gökmen Akyıldız: Güne iyi başlamanın yolu
Ocak 30, 2009
1. bilgisayarınızda yeni bir dosya açın
2. bu dosyanın ismini Serhan Gürkan koyun
3. onu çöp kutusuna gönderin
4. çöp kutusunu boşaltın
5. bilgisayarınız size gerçekten Serhan Gürkan’dan kurtulmak istiyor musunuz diye soracaktır.
6. evet’i tıklayın.
7. bir rahatlama olacaktır.
ertesi gün bu işlemi diğerleri için yapabilirsiniz
Cem Top: Kadıköy’de golsüz ama zevkli mücadele
Ocak 26, 2009
![]()
Haftanın dev maçında Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadında karşılaşan Fenerbahçe ve Trabzonspor gol kaydına muvaffak olamadılar ama belki de izleyebileceğimiz en zevkli golsüz maçın aktörleri oldular.
Aytekin Akay: Fenerbahçe’ye acımak
Ocak 26, 2009
Bazı maçlar vardır, maç sonunda insanın içi acır. Ya hak ettiğiniz bir galibiyet ya da hak etmediğiniz bir mağlubiyet alırsınız, sonunda bu iki durum da içinizi acıtır.
Fenerbahçe Trabzonspor maçı tam da bu durumu örnekliyordu.
Hadi Ş. Kerim: Ben bu Beşiktaş’ın maçını bir daha seyretmem!
Ocak 25, 2009
Hafta sonu bizim kızla, o hayırsız kocası bir yerlere gideceklermiş, çocukları bize bıraktılar. Şebnem 6 yaşında, Şakir de 10. Cumartesi gündüzden bunları aldık hanımla bir güzel parka götürdük. Parkın hemen bitişiği çay bahçesi zaten. Biz çayımızı içerken çocuklar da oynadı orada. Hanım tabi pimpirikli, iki de bir “Ay, kız düşer mi acaba? Bir şey olur mu şimdi?” Ana yüreği işte. Ben çaktırmıyorum ama ben de görüş alanımdan çıkmalarına bir an olsun izin vermiyorum aslında, tetikteyim. Netekim, hırsızı var, şerefsizi var, eskisi gibi değil, bir sürü pislik var ortalıkta.
Akşam dönünce, Şakir’le birlikte kurulduk televizyonun karşısına. Beşiktaş-Denizlispor maçını seyredeceğiz. Bizim kerata da çok meraklı fidbola, iyi de oynuyormuş dediğine göre. Ama babası kanına girmiş bunun, Beşiktaşlı yapmış çocuğu. Benim Ordusporlu olmama çok şaşırıyor tabi. Çocuk hayatında görmemiş, duymamış ki Orduspor ya da diye bir şey. Bilmeyenler için tekrar edeyim, fidbola sonradan gönül verdim, emekli albay olduğum için de kendime takım olarak da Orduspor’u seçtim efendim.
Maç pek bir sıkıcıydı ama inat ettik seyrettik. Sonra maçın sonuna doğru hakeme kızıp ana avrat küfüre başlamaz mı Beşiktaş taraftarı. Ben kıpkırmızı oldum. 10 yaşında çocuğun duyması gereken şeyler değil bunlar. Bakıyorum, Şakir hiçbir şey olmamış gibi seyretmeye devam ediyor maçı. Ben televizyonun sesini hemen kıstım.Şakir “ne oluyor” der gibi baktı bana birden ama zeki çocuk hemen anladı durumu.
“Hep böyle küfür etmez bizimkiler aslında,” dedi. Küçücük çocuk bile utanmıştı yahu. Yine de taraftarını savunmaya çalışıyordu cılızca.
“Tabi canım yalnızca işler istedikleri gibi gitmezse, hakem gönüllerine göre kararlar vermezse ediyorlardır, herhalde,” diye cevap verdim.
10 yaşında, mon yaşında zehir gibi, hemen anladı laf soktuğumu… Altta kalacak değil ya… Savunmadan, hedef şaşırtmaya geçti.
“Ne var Fenerliler, Cimbomlular da küfür ediyor. Trabzonsporlular bile ediyor!”
“Onları mı savunuyorum ben. Ayıp bir şey küfür etmek. Kim yaparsa yapsın.”
“Babam diyor ki sen de çok asker dövüp küfür etmişsin zamanında.” Hah, saldırı başladı işte.
“Baban benimle aynı yerde mi yapmış askerliğini. Kore’de de yanımda mıymış eşşoğ…” diyordum ki hanım yetişti… “Tamam, Hadi, boşver,” bakışıyla bakıyordu yine.
Boşverelim tabi. Şarkı gibi oldu halimiz zaten. “Boşvere, boşvere, ne hale geldik…”
Başkanları çıkıp şeref tribününde ana avrat küfür etmemiş miydi zaten bunların. Eeee, imam ve cemaat meselesi… Maçın başında, sonunda yorumcu olarak çıkardıkları adam da farklı mı ki? Üstelik o bizim yaşlarda, daha olgun olması gerekir. Tamam, küfür etmiyor ama alenen kışkırtıyor taraftarını. Yok, hakemler Beşiktaş’a düşman, yok Beşiktaş olunca çok acımasız davranıyorlar… Küfür eden başkandan bile daha zararlı böyle taraflı spor yazarları…
Askeriyede çoktur böyle fikri sabitler. Zaman zaman da böyleleri lazımdır askeriyede. Ama fidbol başka askeriye başka azizim.
Sözün kısası… Babasıylayken ne yaparsa yapsın. Ben bu evde Beşiktaş maçı falan seyrettirmem bir daha torunuma.
Emekli Topçu Albay
Hadi Ş. Kerim
Fidbolu Sevmeyen Adamdan Hoca Olmaz
Esas Sakatlık Zihniyette Azizim!
Göksel Sert: Gurbetçi Takviyesi Erkan Zengin
Ocak 21, 2009
Beşiktaş taraftarının Aydın Karabulut hastalığı(!) henüz bitmişti ki Mustafa Denizli, sürpriz bir transfere imza attı. İsveç’in Hammarby kulübünden takıma dahil edilen Erkan Zengin, bana Denizli’nin Fenerbahçe günlerindeki Serhat Akın ve Ali Güneş transferlerini andırıyor.
Serdar Özbayraktar: “Bank Asya 1. Lig’de oynamak daha zor!”
Ocak 19, 2009
Serdar Özbayraktar, Eskişehirspor’un maçlarında en çok dikkat çeken oyunculardan birisi. Sadece uzun saçları, taraftarı ateşleyen hareketleri ve yoğun yaşadığı gol sevinçleriyle değil, bitmek bilmeyen enerjisi, kuvveti, çalışkanlığıyla Süper Lig’e renk katıyor. 27 yaşında başlayabildiği Süper Lig yolculuğuna gelene dek yaşadıkları ise bir azim hikâyesi. Futbolcu olabilmek için üniversite kazanan, iki kez ayağı kırılmasına, ağır bir hepatit A hastalığı geçirmesine rağmen direnmesini bilen bir oyuncudan söz ediyoruz.
Türkler’in Dünya Kupası Maceraları: Cumhur Canbazoğlu’nun İtalya 90 Anıları
Ocak 18, 2009

Gazeteci Cumhur Canbazoğlu Türkiye’nin yalnızca basınıyla temsil edildiği İtalya 90 Dünya Kupası’na giden gazetecilerden biriydi. Mizahi bir öyküyü andıran anılarla geri döndü İtalya’dan. Bu anılar ilk kez 2002 yılında Postexpress dergisinin özel sayısı Meşin Yuvarlak’ta Serkan Seymen aracılığıyla gün ışığına çıktı. Tarafların izniyle bu olağanüstü anlatıyı sizlerle paylaşıyoruz. Çünkü artık insanın yüzüne bir tebessüm konduran böyle futbol yazıları bulmak çok ama çok zor.
Cem Top: Bir maçta iki Sezer
Ocak 18, 2009
![]()
Fortis Türkiye Kupası C grubu mücadelesinde Sivasspor deplasmanda karşılaştığı Manisaspor’u tek golle yenerek grubunu lider tamamladı. Bir üst tura çıkmak için maçtan minimum 2 farklı galip ayrılması gereken Manisaspor ise maç boyunca sergilediği pozitif futbola rağmen güçlü rakibine gol atmaya muvaffak olamadı.
Göksel Sert: Leonardo Vitor Santiago
Ocak 13, 2009
Trabzonspor, Yusuf’u Beşiktaş’a kaptırdıktan sonra “10 numarası”nı kendi içinde buldu ve gözünü sol açık transferine dikti. Bu kez aday, Türkiye sınırları içerisinden değil de Hollanda’dan, aslında sırf bu nedenle sözü “Flying Dutchman”e bırakmak lazım fakat birkaç cümle yazmadan duramayacağım.
Sol açık için düşünülen isim, Ajax’lı Leonardo Santiago. Henüz 12 yaşında Feyenoord’un gözlemcileri tarafından keşfedilip Rotterdam’a getirilen Leonardo, bu forma altında ilk maçına 17 yaşında AZ Alkmaar karşısında çıktı ve 5 sezon boyunca toplam 55 karşılaşmada oynayarak 4 gole imza attı. Bu dönemde UEFA Kupası’nı kazanma mutluluğunu da yaşayan Santiago, -sakatlıklar hariç- ilk 2 sezonunda genel olarak ilk 11′de forma şansı buldu ve sonrasında yavaş yavaş gözden düştü.
2005-2006 sezonunun yarısında NAC Breda’ya transfer olan Leonardo, sezon sonuna kadar 14 maçta 8 gole imza attı. NAC’ta ikinci sezonunda çeşitli sakatlıklar ve sorunlar yaşayan Santiago, 2006-2007 sezonunun kış transfer döneminde bu kez Ajax’a transfer oldu. Sözleşmedeki bonservis bedeli ise 750 bin € idi.
Ajax formasıyla ilk maçına FC Utrecht karşısında çıkan Leonardo, bu karşılaşmadan 6 hafta sonra oynanan SC Heerenveen maçında ciddi bir sakatlık yaşadı ve 6 ay sahalardan uzak kaldı. Leonardo’nun geçen sezon Ajax formasıyla Eredivisie’de oynadığı maç sayısı ise 8′di, bu maçlarda 2 kez gol sevinci yaşayan Santiago, bu sezon 11 maçta forma giyip -yine- 2 gol attı. Belki de kariyeri sakatlıklarla gölgelenmese çok daha iyi yerlerde olacak olan Leonardo’nun en kötü özelliği elbette ki sık sık sakatlanması.
Trabzonspor eğer bu oyuncuyu transfer edebilirse çok iyi bir iş başarmış olur fakat onu transfer etmek demek, yaşayacağı sakatlıklara da hazırlıklı olmak demek aynı zamanda. Leonardo’nun sol açık dışında santrafor olarak da oynadığını ve 22 kez Brezilya U-23 ulusal takımı formasını giydiğini de söyleyerek sözlerimizi noktalayalım.
*Trabzonspor taraftarlarına not: Sağlam bir Leonardo ile formunda bir Yattara’nın buluşması, Karadeniz kaplanını kanatlandırıp uçurabilir.




