Ege Görgün: İsmet Paşa’da kayan yıldızlar!

Ağustos 31, 2008

ege görgün

Mehmet Yıldız gole, Körfez Yıldızı meçhule kayıyor İsmet Paşa’da. Sivasspor deplasmanda Kocaelispor’u 2-0 yeniyor. Engin İpekoğlu daha ikinci maçında “kaleciden teknik adam olur mu?” tartışmasına mahal veriyor.

Read more

Cem Top: Puanlar Fener’e alkışlar Belediye’ye

Ağustos 31, 2008

cem top resim

Ligde ikinci hafta maçını sahasında İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a karşı oynayan Fenerbahçe, 30.dakikada 10 kişi kalan ikinci yarıyı da 9 kişi oynayan rakibi karşısında göz dolduramadı. Belediyespor’un eksik oynama handikabını bir kenara ayıracak ve maça bu gözle bakacak olursak, Fenerbahçe’nin attığı iki gol dışında sayısız da gol pozisyonuna girdiğini görüyoruz. Gerçekten de sarı-lacivertliler geçtiğimiz karşılaşmalara oranla daha arzulu ve istekli bir görüntü çizdiler. Ancak Fenerbahçelileri endişelendiren iki temel konu bu maçta da kafa karıştırmaya devam etti.

İlk olarak 9 kişilik Belediyespor’un 90 ve 90+3′te Fenerbahçe kalesini ciddi biçimde tehdit etmesi takım savunmasında bir takım arazlar olduğunu gösteriyor. Problemlerin ikincisi de sarı-lacivertlilerin oyunun hiçbir döneminde -Belediyespor 9 kişi oynarken bile- rakibi yarı sahasına hapsedecek baskıyı bir türlü kuramamaları. Oysa Fenerbahçe taraftarının istediği takımın rakip yarı sahaya yerleşmesi ve ceza alanı çevresinde kalış süresinin mümkün olduğunca uzun tutulabilmesi. Bu gerçekleşirse topun kendi kalelerinden olabildiğince uzakta oynanacağını ve dolayısıyla etkin kontrataklar dışında defansta tehlike yaşanmayacağını savunan taraftarlara “haksız” diyebilir miyiz?

Esasen yukarıda bahsettiğimiz problemlerin temel kaynağı orta sahanın defans-ofans dengesini sağlıklı kuramamasından kaynaklanıyor. Aragones’in yeni sisteminde tek ön libero ve önündeki dörtlü bloğun tandemle mümkün olduğunca yakın kalması başka bir deyişle oyunun boyunu kısaltması şart. Ancak kanatlardaki Uğur ve Kazım’ın beklerle senkronize bir şekilde oynamaları 4-2-3-1′deki kadar mümkün görünmüyor. Eskiden tek santrfor arkası yer bulan üçlü bloğun kanatları içeri kat ederek gol bölgelerine giriyor, boşalan yerlere hücumcu bekler deplase oluyor, savunmanın kanatlarındaki açıkları da ön liberolar kapatıyordu. Mevcut sistemde ise hem Alex hem Semih Güiza’ya yakınlaşarak oynadıklarında kanatlardaki Uğur ve Kazım’ın içe kat etmeleri Belediyespor maçında çokça gördüğümüz kale önü karışıklıklarına sebep oluyor. Üstelik tek ön libero Maldonado’nun henüz takım nezdinde yeterli güveni kazanamamış olması hem Gökhan’ı hem de Roberto Carlos’u hücum yönünde kısıtlıyor. Problemin çözümü hem defansta hem de ofansta 10 üzerinden 7-8 oynayabilecek bir futbolcuyla çözülebilir. Yeni transfer Josico’nun bahsettiğim tipte bir futbolcu olduğuna dair güçlü duyumlar alıyoruz. Ancak takıma uyumu, ilerleyen yaşı ya da hali hazırdaki takım yapısına etkileri de Fenerbahçe’nin performansına tesir edebilir. Çünkü Josico takıma girdiğinde her bölgede canı gönülden oynayan Semih ya da takımın “ağır abisi” Alex kulübenin yolunu tutmak zorunda kalacak. Elbette ki kabağın yine Semih’in başında patlaması büyük olasılık. Fenerbahçe ile ilgili evvelce kaleme aldığımız yazılarda da belirttik, sarı-lacivertlilerin özellikle zorluk derecesi yüksek olmayan karşılaşmalarda 4-3-1-2 oynaması kadrodaki bu düğümün çözülmesi yönünde iyi bir adım olabilir. Aksi halde ise mızmızlanan kulübeyi dizginleme işi Aragones’in becerisine kalacak.

Fenerbahçe’den bu kadar bahsedip, başlıkta alkışlar gönderdiğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyespor’u hiç anmamak olmaz. Abdullah Avcı yönetimindeki takımın bu yıl da büyüklere çokça çelme takacağını bugünden öngörebiliriz. Aslında onlar açısından değişen bir şey yok; yine ayağa oynuyorlar, yine iyi top yapıyorlar ve asla oyunu çirkinleştirmiyorlar. Tabii Belediyespor’un bu sezonki performansı aynı zamanda Abdullah Avcı’nın Adnan Polat ve Michael Skibbe’ye özel selamı olacak. Bir iddiam var, üç büyüklerden hangisi Abdullah Avcı’yı takımın başına getirir ve en az 2 sezonluk bir yapılanmayla arkasında durursa Türk futbolunda büyük başarılara imza atar. Bunun için önce insanımıza inanmak gerek-yeter koşul.

Dinamo Mesken: Erkan Can’ın Takımı

Ağustos 29, 2008

erkan can

Hikâye, o yılların fırtına gibi esen demir perde takımı Dina­mo Kiev’in Bursaspor’la yaptığı maçlarla başlıyor. Hayatı pay­laşarak yaşamayı şiar edinen muhit insanları için maçlar dö­nüm noktası olmuş. 1971′de memleket meselelerinin çözüm­lenmeye çalışıldığı mahalle kıraathanesinde büyük ağabeyler toplanır ve politika yerine spor yaparak Bursa’ya açılma kararı alınır. Kulübün adıysa kendiliğinden ortaya çıkmıştır, kâğıt üzerinde tescillenebildiği şekliyle Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü ve fakat taraftarlarının gönlündeki adıyla Dinamo Mes­ken…

Read more

Cem Top: Kadıköy’de bahar, Bükreş’te kış

Ağustos 29, 2008

cem top resim

Ulusça bir huyumuz var. Her sezon Avrupa Kupaları start alırken, sanki kuralar İsviçre’de UEFA’nın merkezinde değil Hacıbekir’in üretim tesislerinde çekiliyormuş gibi rakiplere hemen “lokum” yaftasını yapıştırıyoruz. “Lokum gibi kura” benzetmelerini daha sonra “kolay rakip”, “köy takımı” lakapları izliyor.

Read more

Cem Top: Kartal güle oynaya

Ağustos 29, 2008

cem top resim
UEFA Kupasındaki temsilcilerimizden Beşiktaş, İnönü Stadında ağırladığı rakibi Siroki Brijeg’i çok rahat geçti. Takımlarımızın Avrupa macerasında şu ana kadar gördüğümüz en zayıf rakip MTK idi ama Siroki her iki maçta gösterdiği performansla MTK’dan da bir gömlek aşağıda olduğunu ispatlar gibiydi. Bu sebepten dolayı Beşiktaş-Siroki Brijeg karşılaşmasını siyah-beyazlılar için ölçü almak hata olur. Ertuğrul Sağlam ve talebelerinin güçlü yönleri maç boyunca parıldadı durdu. Bu yüzden biz de analizimizde bu yönlerin üstünde duracağız.

Read more

Herkes Kendi Yoluna

Ağustos 28, 2008

galatasaray s. bükreş

Dün Galatasaray’ın onbirinde Arda yoktu, Hasan vardı. Olmamalı dediğimden değil, Skibbe’nin bu kararı çok tartılışır dediğimden- Bugün ne olduysa Arda 11′de başladı. S.Bükreş hakkında ilk maç öncesinde edecek tonla lafı bulanlar nerden buldu bilmiyorum ama maçlarını izleyemediğimiz, 2-3 futbolcusunu tanıdığımız takımın Ali Sami Yen’de ortaya koyduğu oyun ve 2-2 sonrasında “Galatasaray’ın olduğun yerde umut tükenmez”in sahibi Hagi bunu yine gözümüzün içine bakar söyler miydi acaba? Zaten maça bile gelmemişti.

Read more

Göksel Sert: İyi Transferler… Kocaelispor (reloaded)

Ağustos 27, 2008

Kocaelispor

Kocaelispor, bu sezon transfer döneminin en hareketli takımı oldu desek herhalde abartmış olmayız! Bank Asya 1. Ligi birinci olarak bitiren Kocaeli, kadrosunu neredeyse yeniden kurmuş gibi oldu. Kaliteli yabancı ve yerli transferleri uyum sağlarsa başarılı olmaları pek sürpriz olmaz ama burada asıl iş teknik direktör Engin İpekoğlu’na düşecek!

Read more

Bugün, yarın, Trabzonspor..!

Ağustos 27, 2008

aytekin akay

“Taraftar değiştik diyorsa, bunu gösterecek. Artık kombinen var, sırtında da lisanslı ürünün. O halde işler kötü gidiyor diye altıncı hafta hocanı istifaya çağırmayacak, yönetime ‘git’ demeyeceksin. Futbolu bilmek demek, sadece golün nasıl atılacağını bilmek demek değildir.”

Trabzonspor’u bu sezon da yakından takip eden yazarımız Aytekin Akay’a yeni sezonun yeni Trabzonspor’u sorduk. İşte sorular ve cevapları.

- İlk maçtan net yorumlar belki yapılamaz ama Ankaraspor maçındaki Trabzonspor size nasıl bir izlenim verdi?

Doğrusunu isterseniz, tam beklediğim gibi. Yani ilk maçtan şampiyon bir Trabzonspor beklemiyordum. Tipik bir sezon başı maçı, normal bir oyun ve sonuç. Yirmi dört yeni oyuncu aldınız diye ilk maçta şov bekleyenler yanılır. Zaten Trabzonspor için en tehlikeli süreç, bu süreç. Büyük kulüptür, heyecan olacak, takımını taraftarını havaya sokacaksın ama havaya girmeyle şampiyon olma arasında derin bir ayrım var. Bunu Trabzonspor taraftarının görmesi gerekiyor.Ben yönetimi ve başkanı sürekli izliyorum. Şampiyon olacağım dediklerini duymadım. Ki doğrusu da bu. Senin üzerinde 25 yıllık şampiyonluk baskısı var. Bir de buna ‘24 oyuncu aldınız hadi şampiyon olun’ aceleciliğini eklemeyin / eklemeyelim.

- Ersun Yanal’ın takım kurgusu, oyun planı hakkında neler söylemek istersiniz. Doğru oyuncularla mı sahadaydı?

Hiçbir hoca yanlış oyuncularla sahada olmak istemez. Bütün hocalar takıma oynayan oyuncuları tercih eder. Trabzonspor kanat ve orta alan varyasyonlarını daha fazla denemeli. Yani siz bir sene boyunca 30 golü uzaktan atamazsınız. Taraftar güzel oyun isterim derken ne demek ister mesela? Sağ ve sol kanat akınları, ortadan duvar pasları, uzaktan şutlar, rakibin oyununu bozan pres. Trabzonspor’u izlerken bu gözle de bakmak lazım. Şimdilik bunlar yok. Bazı şeyler de bazı oyuncularla olur.

- Yeni transferlerden kimi beğendiniz, kimi beğenmediniz?

İlk maçta kötü dediğiniz oyuncuya devre arası müthiş adamdı dersiniz ki bu futbolda çok olur. Onun için ahkam kesmeden sadece bendeki algıları paylaşmak isterim. Colman dışındaki yenilerden iyi olan var, vasat olan var. Ama Colman beni şaşırttı desem abartı olmaz. Acaba hocası ondan ne istiyor? Klasik Hagi, Alex tarzı bir adam değil. (Keşke olsa!) Yani Trabzonsporlular böyle bir oyuncu bekliyor ama zaten oyuncunun kariyeri de bunu söylemiyor. Ofansif orta alan oyuncusu ama biraz daha topa girmesi ve topu sevmesi gerekiyor. Sanki topa küsmüş gibi bir hali var. Yenilerden en fazla merak ettiğim Ceyhun Gülselam. Onu izlerken aklıma Ogün Temizkanoğlu geliyor.O da çok genç yaşta milli formayı giydi ve bir daha çıkarmadı. Trabzonspor’un on yıllık transferi diyesim geliyor ama, işte futbol bu. Sen iyi olursun takımın kötü olur, kaybolur gidersin de. Bir an önce onu takıma monte etmek lazım derim şimdiden. Akla Hüseyin gelecek ama Hüseyin Ankara maçında kendine düşeni yaptı. Taraftarın Hüseyin antipatisini anlıyorum da yazmak istemiyorum. Hüseyin’in yerinde oynayan futbolcular, gol atmazlar belki ama gol kurtarmak da dahil olmadık işler yaparlar. Lütfen bunları da görün. Geriden oyunu kuramıyor diyeceksiniz. Kuramıyorsa oyun bozuyor, atak kesiyor.
- Forvetler ve Yattara bu sene ne yapar? Forvette sorun yaşanır mı?

Gökhan ve Umut’un kaderi takımın yedi oyuncusunun elinde. Orta alan ve defans oyuncuları kendilerinden çok, onları düşünsün derim. Şunu anlamakta zorlandım hep; golü forvet atacak. Hayır, kaleci hariç her oyuncu gol atabilir. Sağ bek sahaya çıkarken sadece markaj için çıkmaz. Çıkmamalı. Hüseyin de en az Gökhan kadar gol düşünmeli. Ersun hoca bu konuları bizden sizden daha iyi bilir. Gökhan’dan beklentim büyük. Umut, geçen sezon kadar gol atsa bile yeter. Yattara, Isaac, Barış, Selçuk, Colman, bütün bu oyuncuların gol atma becerisi yüksek. Onun için forveti iki oyuncuyla sınırlandırmayalım. Yattara konusuna gelince; daha az itiraz etsin, yeter. Futbolu da biliyor, golü de kokluyor. Ve eğer sakat değilse, ceza riski de yoksa oyunda kalsın.

- Yeni stadyum, yeni tribünler, yeni bir heyecan. Bu heyecan gerçek bir heyecan mı? En kötü durumda yönetim her şeye rağmen eleştirilir mi?

Trabzonspor kulübü saha içinde de dışında da değişim geçiriyor. Herkesin tatil yaptığı yaz mevsiminde Trabzonspor deri değiştirdi de kimse anlamadı. Maraton tribününün üstü açılınca şöyle çocukluk yıllarıma gittim. Maç günü yağmur yağmasın diye dua ettiğim yıllara. Tribünler yenilendi, daha da yenilenecek. Kombine sayısı inanılmaz rakamlarda. Herkeste gerçek bir heyecan var. Ee bu işin özü zaten heyecan. Demek ki, Sadri Şener ve ekibi o özü yakalamışlar. Uygulamalaya da koyuyorlar. Burada önemli olan hizmetlerin devamlılığı. Bir yerde bırakınca ‘Dön, on sene geriye’ oluyor. Bu tür adımlar sizin itibarınızı da kuvvetlendiriyor. Bunu da göz ardı etmemek lazım.

- Trabzonspor sezon sonu nerde bitirir? Ve taraftara düşen nedir?

Bu sorunun cevabı yok. Yani bunu ben nereden bilebilirim? Ama bildiklerimi söyleyeyim, nerede bitirirse bitirsin, yapılan transferler, yenilikler, değişimler mutlaka korunmalı ve desteklenmeli. Hatta taraftar, 41.yılda bu değişimin lokomotifi olmalı. Takım sahada kaybetse de bir değişim dönemi olduğunu unutmamalı. Bu sene kazanım yılı diye düşünsünler. 24 yeni oyuncudan en az 15′ini bir sonraki sezon da takımda tutabiliyor muyuz? Hatta tamamına yakınını. Yönetimi doğru adımları için teşvik ediyor muyuz? İki maç kaybedilince, ‘Hoca gider mi, hangi oyuncu gönderilir, olağanüstü kongreye doğru mu’ gibi düşünceler sizce de geride kalmadı mı? Bu ‘yap-bozlar’la kaybettiklerimizi ne çabuk unutuyorsunuz! Taraftar değiştik diyorsa, bunu gösterecek. Artık kombinen var, sırtında da lisanslı ürünün. O halde işler kötü gidiyor diye altıncı hafta hocanı istifaya çağırmayacak, yönetime ‘git’ demeyeceksin. Futbolu bilmek demek, sadece golün nasıl atılacağını bilmek demek değildir.

Cem Top: Gaziantep:1 Refakatçiler:0

Ağustos 24, 2008

Gaziantep:1 Fenerbahçe:0

Ligin önemli şampiyonluk favorilerinden Fenerbahçe, ilk haftada konuk olduğu Gaziantepspor’a 1-0′lık skorla boyun eğerken beğenilmedi. Maç genelinde rakip kalede baskı kurma konusunda zorlanan sarı-lacivertliler, Luis Aragones’in tek santrfora dönüş yapmasıyla da düzelmeyecek bir takım yapısal problemlerle boğuştuklarını gözler önüne serdiler.

90 dakika sonunda skor tabelasına bakanlar yanılabilirler, Gaziantepspor attığı gol dışında en az 3 net fırsatı da cömertçe harcadı. Buna karşılık Fenerbahçe rakibine oranla çok daha pasif bir görüntü çizdi.

Pek çok futbol otoritesinin aksine Fenerbahçe’yi Partizan maçındaki görüntüsüyle de beğenmeyen bir futbol yorumcusu olarak, sarı-lacivertlilerdeki yapısal problemin ayrıntısına girilmesi gerektiğini düşünüyorum. Maç başlarken her iki takım da beşli orta sahalarla parselasyon yaptılar. Yaptılar ama orta alanı beşli kurmanın amacını ve gereklerini yeşil sahaya yansıtan taraf ev sahibi Gaziantepspor’du. Kırmızı-siyahlıların orta alanı Erman Özgür, Tabata, Mehmet Yozgatlı, Zurita ve Murat Ceylan’dan oluşurken, Fenerbahçe aynı bölgede Uğur, Emre, Maldonado, Alex ve Kazım’ı tercih etmişti. Gaziantepspor orta alanda rakibine bunaltıcı bir pres uygulayarak oyun bozmayı, Alex ve Emre gibi yetenekli ayakları baskı altına almayı böylelikle de topun mümkün olduğu kadar kendi ceza sahasından uzakta oynanmasını amaçladı. Aynı Gaziantepspor gibi orta sahasını beşli kuran Fenerbahçe’de ise biraz Emre’nin gayreti dışında tüm futbolcular karşılamaları gereken rakiplerine yalnızca refakat ettiler. Bunun sonucu da kırmızı-siyahlıların maç boyunca geliştirdiği tehlikeli ataklar olarak kendisini gösterdi. Öyleyse anlatmaya çalıştığım şartlar altında 1-0′lık Gaziantep galibiyetine “anormal sonuç” diyebilir miyiz?

Şimdi size başka bir beşli orta sahayı anımsatmak istiyorum. Tuncay, Aurelio, Appiah, Serkan Balcı ve Alex. Daum’un ligi domine eden Fenerbahçe’si bu “ısıran” orta sahasıyla rakiplerin canını acıtıyor ve bunaltıcı bir baskı kuruyordu. Bahsettiğimiz bu takımın azı dişleri zaman içinde birer birer kaybedildi. Daha da dramatik olanı kaybedilen futbolcuları ikame edebilecek transfer standardı bir türlü tutturulamadı. Bu kayıplar halkasına en son eklenen Aurelio’nun yokluğu artık iyiden iyiye kırmızıya dönmekte olan turnusol kağıdını Gaziantepspor maçıyla gözümüzün içine soktu. Geçtiğimiz sezonlarda Fenerbahçe’nin korkulan bir takım olmasında Alex’e eşlik eden orta sahanın oyunu çift yönlü oynama meziyetleri çok büyük bir etkendi. Gelinen noktada sarı-lacivertli taraftarlar üzülerek gördüler ki, Fenerbahçe artık yumuşak ve mücadele gücünden çok şey kaybetmiş bir takım. Hatta orta saha dışında santrfor mevkinin yeni ismi Güiza’nın bile ligimizde epey hırpalanacağını düşünüyorum. Fenerbahçe hakkında yazdıklarım sarı-lacivertli renklere gönül vermiş pek çoklarına “iğneli” gelebilir. Ancak camianın artık “dokuz köyden kovmak” yerine bir onuncu köy olmadığını idrak etmesi gerekiyor. Mevcut kadro yapısı ve oyun şablonu içerisinde Fenerbahçe’nin sonuca gitmesi rakibi kendi yarı sahasına kapatmasıyla mümkün olabilir. Çünkü Semih olsun, Güiza olsun baskın ataklarda baş role soyunabilecek yapıda değiller. Bunun yolu da rakip orta sahayı ezebilecek, kora kor mücadele edebilecek bir yapılanmadan geçiyor. Son bir not da kırmızı-siyahlılar için verelim. Santos’tan alınan playmaker Tabata ile Fluminense’den gelen sol bek Ivan Fenerbahçe maçındaki performanslarını sürdürürlerse sezonun en çok konuşulan transferleri olabilirler.

Cem Top: Tam hazırlık maçı oldu

Ağustos 21, 2008

cem top resim

2010 Dünya Kupası Grup Eleme maçlarına hazırlanan Milli Takımımız, İzmit İsmet Paşa Stadında karşılaştığı Şili’yi küskün golcü Halil’in attığı golle 1-0 mağlup etmeyi başardı. Maçla ilgili teknik analizleri yapmadan evvel başka bir noktanın altını çizmekte fayda var.

Read more

Sonraki Sayfa »