“SORUN 26 KİŞİLİK KADRODAYDI!”
Mayıs 29, 2008
Milliyet Spor yazarı Rıdvan Dilmen, Fatih Terim’in İbrahim Kaş, Halil Altıntop ve Yıldıray Baştürk’ü kadrodan çıkarmasıyla ilgili tercihini NTVSpor’a değerlendirdi.
Takımdan çıkarılacak üç oyuncunun isminin önemli olmadığını, hangi isim olursa olsun yine aynı tartışmanın yapılacağını söyleyen Rıdvan Dilmen, “Bence sıkıntı şurada oldu. 26 kişilik kadroda problem vardı” dedi.
Rıdvan Dilmen sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu an ki kadroda bulunan Emre Güngör kadroda yoktu. Neden alındı oraya? Servet’in sürpriz sakatlığından dolayı alındı. Servet iyileşecek ama Emre takıma katıldı. 26 kişilik kadroda olmayan oyuncu orada devam ediyor. İbrahim Kaş’ın gitmesi doğaldır, tecrübe vesaire. İbrahim Kaş’ı niye getirdi. ‘Kadrodan çıkarılacak üç kişiden biri bu’ dedi hoca. Emre Güngör, sürpriz şekilde sonradan geldi ve takımda kaldı.
“Halil Altıntop, Terim ile 2 -3 yıldır çalışıyor. Yıldıray çalışıyor. Mevlüt çalışmıyor. Mevlüt’ün orada kalması doğru olmuştur. Mevlüt 20 günlük performansıyla daha iyi tanıttı kendini. Mevlüt’ü kimse tanımıyor. Ben tanımıyorum. Mevlüt’ün kalması sürpriz değildir. Mevlütle ilgili kararına saygı duymak zorundayız.
Ama Halil’le ilgili duymam. Neden duymam. Halil’i zaten tanıyorsun. Halil’i elemek için mi götürdün oraya? O zaman kadro açıklanırken öndeki oyuncuları almadın, Ümit’i, Fatih Tekke’yi, Hakan’ı almadın.”
“Milli takımımızda son dönemde önde oynayabilen tek oyuncumuz Semih. Halil bizim hiç bir zaman birinci oyuncumuz olmadı ki. İkinci de olmadı üçüncü de. Grup elemeleri dahil olmak üzere. 26 kişilik kadro açıklandığında kimse Halil’i tahmin ediyor muydu? Oynamıyordu çünkü. Fatih Terim’in beğendiği bir oyuncu değil. Bu benim için de geçerli. Halil Altıntop’u beğenmeme doğrudur. Ama zaten beğenmiyorken neden 26 kişilik kadroda. Zaten beğenmiyorsun, neden kampta? Sıkıntı 26 kişilik kadro açıklanırken yaşandı.”
Dilmen, Terim’in Yıldıray tercihini de şöyle değerlendirdi:
“Yıldıray genel yapı olarak Terim’in hiç birinci oyuncusu olmadı o bölge için. Ben Yıldıray’ın dolu dolu 90 dakika maç oynadığını hatırlamıyorum. Gazeteler direkt Yıldıray diye yazıyor muydu? Yazmıyordu. O zaman o da olmasın. Giderken olmasın. Fatih Tekke olsun. Acaba UEFA finalinde iyi form tutmuş mudur, kapalı defansa karşı bir şeyler yapar mı? Yani Halil ve Yıldıray zaten hiçbir zaman Terim ve ekibinin önemli oyuncusu olmadı. O yüzden kim çıkarsa çıksın biz belirli şeyleri masaya yatıracaktık. Uruguay maçında tek forvetin ya da iki forvetin arkasında Yıldıray’ı bu sistemle, milli takımı bu sistemle oynatmak istemedi.”
“Tümer tercihi, Yıldıray karşısında haksız değildir. Çünkü milli takım performansı iyi bir oyuncu, duran top kullanma özelliği var. Moralli bir Tümer, şimdi askerlik işleri de aydınlandı, kafasındaki sorun çözüldü. Tümer’in orada kalması doğaldır. Ama sorun giderken oraya zaten kafanda olmayan oyuncuları götürmen. Mesela Mevlüt, Hoca’nın kafasında yoktu. Mevlüt’ü orada gördü beğendi.”
İŞTE KADRODAN ÇIKARILAN 3 KİŞİ!
Mayıs 28, 2008
Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, Avrupa Şampiyonası’na katılacak 23 kişilik kadroyu belirledi. Üç isim kadroda yok: Yıldıray Baştürk, Halil Altıntop ve İbrahim Kaş.
“ÇARŞI” KENDİNİ FESHETTİ!
Mayıs 28, 2008
Her fırsatta verdiği sosyal mesajlarla farklı bir bakış açısı ortaya koyan Beşiktaş’ın efsane taraftar grubu Çarşı kendini feshetti.
Maçlarda yaptıkları tezahhüratların yanı sıra, besteledikleri marşlardaki ahenk ve açtıkları pankartlarla Türkiye’nin gündemine oturan Çarşı grubu, son zamanlardaki baskılar nedeniyle kendini feshetti.
Yaptıkları, yapacakları, ve yapamadıkları ile Türk spor tarihinin sayfalarında yer alan Çarşı grubu, “Kulübün önüne geçiyor” eleştirilerine son vermek için de kendi tarzı ile hareket etti ve kendisini feshetti.
Beşiktaş Kültür Merkezi’nde Çarşı grubu için yapılan “Asi Ruh” belgelisinin galasında konuşan, grubunun lideri Alen Markaryan, Çarşı’nın kendini feshettiğini ve artık Çarşı diye bir grup olmadığını açıkladı. Markaryan, Çarşı’nın Beşiktaş Kulübü’nün önüne geçtiği eleştirilerinden yakındı.
İşte Alen’in Çarşı’nın internet sitesi forzabeşiktaş’ta yayına koyduğu açıklamasının tam metni:
Çeşitli badirelerin, sayısız hüzünlerin ve nice sevinçlerin dışa vurumudur bu film.
Aslında bu film, bir hayatın yollara nasıl aktığının bir belgeselidir de…
Gönül isterdi ki şampiyonlukla kucaklaşılmış bir senede bacak bacak üstüne ataraktan “inanın çocuklar başardık” şarkılarını söyleyerekten ve de şöyle 32 dişimizle gülerekten bir fotoğraf karesinde olalım.
Lakin, çok sakin bir şekilde söyleyelim ki; Beşiktaş Camiası’nı o fotoğraf karesinde buluşturmak istemeyen güçler var.
Amatör ruh, profesyonel düşünce içinde hazırlanmış bu filmde belki birşeyler hissedeceksiniz.
Kıpır kıpır olan yanınıza kulak verin. Çünkü o yanınız size mutlu bir fotoğraf karesinin adresini söyleyecektir.
Beşiktaş’ı yaşamak, Çarşı’yı hissetmek, tutkunlarına bir peri masalı gibidir.
Dinleyenlerine bir zamk gibi yapışan bu aşk yaşayanlarına neler eylemektedir?
Hiç düşündünüz mü?
Devamlı sırtında kamburla dolaşan, ama negatif ama pozitif mutlaka eleştirilen, her daim içine çomak sokulan, dudak dudağa bile hayalken, göz göze sevişmelerine bile ferman çıkartılan bu coğrafyayı…
Hiç düşündünüz mü?
Bağırıyorken de, bağırmıyorken de her şekilde her dönemde para alıyorlar düye suçlanan, seviyesiz muhabbetlerin odak noktası bu haritanın ızdıraplarını hiç düşündünüz mü?
Ve siz “karşı” olmak ne demektir bilir misiniz?
Düşünün bakalım.
Tam 1,5 saatiniz var.
Mahallenin hep kötü çocuğuyduk.
Hep içimizden, gönlümüzden birşeyler katmaya çalıştık.
Ama yalnızca çalıştık.
Zaman denilen amansız girdapla hep dalga geçtik.
Zamanın tümünü Beşiktaş’la geçiren bu kitlenin ne yaptığını “zaman” bile anlayamazdı eminiz.
İyi, kötü, güzel, çirkin, farklı, ayrıcalıklı, hit ve hep bir numara birçok imzamız oldu.
Her şeyi Beşiktaş için yaptığımıza kalıbımızı basardık.
Hala da basarız.
Lakin bunları yaparken,
galiba
sanırım
zannediyorum
ve hissediyorum ki zarar veriyormuşuz.
Şanlı, şerefli camiamızı rahatsız etmeye başladığımızı hissettik sanki. Biz fazlaysak, biz birilerinin adamıysak, biz Beşiktaş’sız bir hayat yaşamaya başlamışsak ve biz zarar veriyorsak hemen gidebilirdik.
Herşey Beşiktaş için değil miydi?
Aslında herşey geçen sene “satılmış Çarşı” diye bağırıldığında başladı.
Yazık kere yazıktı. Tam bırakıyorduk ki…
24 Saat Beşiktaş’ı yaşarken Beşiktaşsızlık nasıl bir duyguydu ki?
Ve biz nereye gidiyorduk?
Dedik ki zamansız ayrılıkları sevmiyoruz, uygun zamanını bulalım öyle terkedelim diyarı.
Ama baktık ki; hakaret almış başını gidiyor ve dayanılmaz bir ızdırap var içimizde ve biz kimin hakaret ettiğini bile göremiyoruz, masket takmış bir sürü insan atıp tutuyor…
Sessizce ve kimsesizce ayrılmak geçti içimizden, hem bu limandan, hem bu can evimizden.
Bu kararı verirken kaburgamızın tam ortasına saplanan bir hain hançeri sizle paylaşmak istiyorum:
“Çarşı Beşiktaş’ın üstüne geçti”
İşte bu halüsülasyon ve sınırı belli olmayan dedikodulardan dolayı…
Beşiktaş neresiydi, Çarşı kimdi? Bu ne yaman çelişkiydi ki…
Şanlı Beşiktaş olmasa Çarşı olurmuydu ki?
Neyse…
İnşallah geriye bayrağı göklerde, şerefi yedi düvelde bir tribün bırakıyoruz. Dinlenmek ve yapılacakları görmek bizim de hakkımız sanırım.
Hakkımız geçtiyse size hakkınızı helal edin.
Biz bizimkileri sizlere helal ediyoruz.
Bir İstikrar Abidesi: İlhan Eker
Mayıs 28, 2008
İstikrarını “profesyonelce yaşamak”la açıklıyor. Geçmişte orta saha oyuncusu olmanın avantajıyla, günümüz futbolunun “oyun kuran stoper” tipinin önemli örneklerinden birisi. Üniversiteden mezun olmak için gün sayıyor.
“YÖNETİM GÖRÜŞMEK İSTEDİ BEN GİTMEDİM!”
Mayıs 28, 2008
Galatasaray’dan ayrılmaya karar veren Hakan Şükür, son günlerde Başkan Adnan Polat ile eski Teknik Direktör Feldkamp arasında yaşanan polemiğin malzemesi olduğu için üzüldüğünü söyledi. Ligtv.com.tr’ye konuşan Hakan Şükür, futbol geleceği ile ilgili kesin kararını verdiğini ve Kalli’nin “Hakan Şükür’ü göndermemi Adnan Polat istedi. Bana bir liste verdi o listede Hakan Şükür de vardı. İnkar ederse ispat ederim.” şeklinde Zaman Gazetesi’ne yaptığı açıklamanın Galatasaray’dan kopmasına neden olduğunu söyledi.
Yıllarca emek verdiği, rekorlar kırdığı Sarı - kırmızılı formaya veda kararı alan Hakan Şükür, ailesiyle birlikte bu kararı aldığını belirterek, “Onlar güzel şeyler söylüyorlardı açılışlarda, toplantılarda. Başka ortamlarda söylenenler ile açılış ve toplantılarda söylenenler arasında uçurum var.’ dedi.
Galatasaraylı olduğu için, Galatasaray’a ve taraftarına saygısından bu zamana kadar konuşmadığını belirten Hakan Şükür, yönetimle, görüşmeye gitmediğini, çünkü onların kararını bildiği için görüşmenin bir anlamı olmadığını belirterek, ‘Galatasaray’dan ayrılmaya karar verdim” açıklamasını yaparken, “Kırgın değilim” diyordu ama söylediğine göre kendisini görüşmeye çağıranlara “Ben konuşmak istemiyorum” diye yanıt vermişti. “Dün konuşmak istediler benimle. Ben gitmedim. Bir anlamı yoktu çünkü.” diyen Hakan Şükür, “Nedenini bilmiyorum. Ama sonuçta kontratım bitti. Uzatmak istemediler. Bunlar da futbolda doğal, normal.” diye konuştu.
Türk futbolunun rekortmen futbolcusu, “Kırgın mısın?” sorusuna önce “Hayır” yanıtını verdi ama ardından anlamlı iki cümle çıktı ağzından: “Ömrümüz hep zorluklar içinde geçti. Bu zorluklar içinde şampiyonluklar yaşadık”. dedi.
Hakan fazla konuşmak istemediğini, önce son günlerde yaşadıklarını sindireceğini, ardından gelecekle ilgili kararını vereceğini belirtirken, geleceğiyle ilgili olarak ise, ‘Ben gelecekle ilgili planlarımı yapmamıştım bugüne kadar. 15 gündür hep böyle gazeteden, saman altından, 3-5 kişiye birşeyler söylediler. Bunların üstüne bir de Kalli’nin açıklaması gelince… Dün ben Kalli ile de konuştum. Bir şey daha söyledi. Ondan sonra ben de kararımı verdim. Futbola devam edip etmeyeceğimin kararını verme aşamasındayız. Eşimle konuşuyoruz. Çocuklarımın okulu var. Yakında bir karar vereceğiz ve bunu medyaya açıklayacağız.” şeklinde konuştu.
Tecrübeli golcü, “Türkiye’de başka bir kulüpte oynamayı düşünüyor musun?” sorusuna ise, “Yok. Şu an için düşünmüyorum.” diye cevap verdi.
“BEŞİKTAŞ KÖR FUTBOLCU TRANSFER ETTİ!”
Mayıs 27, 2008
Spor yazarı Vedat Okyar, Beşiktaş’ın 2007-2008 sezonunun ortasında Dinamo Zagreb’ten transfer ettiği Gordon Schildenfeld‘in görme engelli olduğunu iddia etti.
Okyar, bu iddiasını bir kaç kişi ile yaptığı ciddi görüşmelerden sonra ortaya koyduğunu da belirtti.
“HAKAN ŞÜKÜR’Ü ADNAN POLAT GÖNDERMEK İSTEDİ!”
Mayıs 26, 2008
Eski teknik direktör Karl Heinz Feldkamp, sezon içinde G.Saray’da yaşadıklarını açıkladı, ortalık karıştı.
Feldkamp’ın, ‘Hakan Şükür’ü ben değil, Adnan Polat göndermek istedi’ itirafının ardından, Galatasaray’a veda hazırlıkları yapan kaptan adeta şok oldu. Hakan Şükür, ‘Artık bu şartlar altında kalamam’ dedi. G.Saray’ın eski teknik direktörü Feldkamp, kendisine yöneltilen eleştiriler üzerine ilginç açıklamalar yaptı.
Cem Top: Euro 2008’in modası 4-3-3 mü olacak?
Mayıs 26, 2008
Eğer siz de futbolu yirmi iki kişilik bir hengame olmaktan çıkaran şeyin teknik adamlar ve sistematik olduğuna inananlardansanız, 7 Haziran’da start alacak Avrupa Futbol Şampiyonasını farklı bir gözle izleyeceksiniz demektir. Milattan önce 2700’lü yıllara kadar uzanan ve o devirde Çinlilerin “ts’u kü” olarak bahsettiği futbola son derece benzeyen spor, bugün yani milattan sonra 2008’de bambaşka bir noktaya ulaşmış durumda.
AVRAM GRANT KOVULDU!
Mayıs 25, 2008
Avrupa Şampiyonlar Ligi finalinde Manchester United’e penaltılarla elenerek kupayı kaptıran Londra ekibi, Jose Morinho’nun yenine sezon ortasında göreve getirdiği Avram Grant’ın görevine son verdi.
KAYSERİSPOR’DAN HAKAN ŞÜKÜR’E RESMİ TEKLİF
Mayıs 24, 2008

Kayserispor’un Galatasaraylı Hakan Şükür’e transfer için teklif götürdüğü doğrulandı.



